Büyük takım olmak
02 Mayıs, 2011Etiketler: Aykut Kocaman, Stoch
Fenerbahçe-Bursaspor/Maç önü
02 Nisan, 2011Sadece Bursa maçı değil, bundan sonraki haftalar takım ve Aykut hoca için önemli bir sınav olucak. Son 9 hafta, sezonun başından beri aradığımız saha içi uyumunu bulmuştuk. Ve hepimizi şampiyonluk havasına sokan harika bir seri yakaladık. İçeride dışarıda, kolay zor demeden önümüze geleni devirdik ve şampiyonluk için avantaj elde ettik. Fikstüre bakarsak zor maçlarımız gitti kolaylar kaldı. Ama öyle değil. Mesele fikstür filan değil. Mesele bizim saha içi dengemiz. İşte orada sorun var. Devamı
Etiketler: Aykut Kocaman, Dia, Fenerbahçe futbol, Özer Hurmacı, Selçuk Şahin., Stoch
Sıradan biri ile Aykut Kocaman-3 / Sıradan diyaloglar
07 Mart, 2011Not: Aşağıdaki diyalog tamamen kurgudur.
Sıradan biri ile Aykut Kocaman-3 / Sıradan Diyaloglar
-Hocam nasılsınız?
-Aaa merhaba teşekkür ederim
-Hocam bir kaç kısa dakikam var mı?
-Var ama gerçekten kısa.
-Hocam akşamki maç hakkında ne düşünüyorsunuz?
-Maçı izlemedim. Devamı
Etiketler: Aykut Kocaman, Sıradan diyaloglar
Sıradan biri ile Aykut Kocaman-1/Sıradan diyaloglar
22 Şubat, 2011Önemli not: Aşağıdaki diyalog tamamen kurgudur.
Sıradan biri, Aykut Kocaman ile;
-Hocam nasılsınız?
-İyiyim teşekkür ederim de, tanıyamadım.
-Beni tanımıyorsunuz zaten hocam.
-Nasıl yardımcı olabilirim size.
-Bir kaç soru sormak isterim izin verirseniz. Devamı...
Etiketler: Aykut Kocaman, Sıradan diyaloglar
Beşiktaş:2 Fenerbahçe:4
20 Şubat, 2011Maç bitti. Maçtan önce yazdıklarımı kontrol ettim, maç sonuna hiç bir şey bırakmamışım. Cüneyt Çakır beklediğim şeyi yaptı, maçı anlaşılmaz bir sirk haline getirdi. Bir sürü yanlış karar, poker oynar gibi takınılmış yapmacık bir ifade. Bütün oyuncularımızı tuzağa düşmedikleri için kutlamamız lazım.
Oyunu üç bölümde değerlendirebiliriz. Harika oynadığımız ve en az 3 golü hak ettiğimiz ilk 30 dakika. Orta alanda ve forvette oyundan düştüğümüz ve iki gol yediğimiz ikinci 30 dak. Rakip 10 kişi kaldıktan sonra ortaya koyduğumuz rahat performans. Devamı...
Etiketler: Aykut Kocaman, Dia, Fenerbahçe futbol
Gökay'ın oynamaması saçmalık
04 Şubat, 2011Topu ayağınıza aldığınızda, şut atarsınız, dripling yaparsınız, pas atarsınız. Şut için kaleye yakın olmalısınız, ve kaleyle aranızda rakip olmamalı. Dripling için karşınızdaki oyuncudan güçlü olmalısınız, top kontrolünüz iyi olmalı, yine de gelebilecek yardım, driplingi kesmenize veya top kaybına sebep olacaktır. Oyunu kaleye şut çekmek için oynarsınız ama, topu rakipten korumak ve şut noktasına getirmek önemli. Rakib buna mani olmaya çalışacak. Sahaya yayılmış 10 kişi topu almak ve kalenize yaklaştırmak isterler. İşte bu 10 kişiden topu korumak için pas atmalısınız. Takımımızda ki diğer 10 kişiye pas atmalı ve tekrar pas almak için pozisyon aramalısınız. Maç boyunca defalarca, sağa, sola, ileri, geri sınırsız seçenekte, oyuna ve ana göre koşular yapmalısınız. Basit ve sıkıcı bir şekilde yazmaya çalıştığım şeyi iyi uygulayan takımları izlemeye doyamıyoruz. Bizde bu işi çok iyi yapan bir genç oyuncu var. Sahada olduğu zaman, pas için doğru pozisyona ulaşma konusunda herkesten çok daha fazla başarılı. Hemen herkesten iki kat fazla pas alıyor ve topun oyun alanında akıcı bir şekilde yer değiştirmesini sağlıyor. Oynadığı zaman takımdaki diğer arkadaşları daha başarılı oluyorlar. Sahada olunca en az 7-8 takım arkadaşının performansını %10 dan fazla arttırıyor.
Etiketler: Aykut Kocaman, Fenerbahçe futbol, gökay iravul
Nereye kadar-Açtırın çiçekleri
15 Ocak, 2011Andre Santos, Aykut Kocaman'la görüşmüş yada görüşecekmiş, öğlenden sonrada basın toplantısı yapacakmış. (FB TV)
- Bir oyuncu, takımın teknik adamı ile ilgili, aklına estiği gibi konuşacak,
- geldiğinde hocası bu konu ile ilgili kendisi ile görüşmeyecek
- basın toplantısında gelen bir soru üzerine hala bu sorunla ilgili bir adım atılmadığı ortaya çıkacak
- sonrada yukarıdaki senaryo yazılacak ve oynanacak
- Kulübün başkanı Türkiye'nin en çok izlenen kanalında transfer hakkında henüz harekete geçmediklerini
- hoca ile görüşeceklerini, gerekirse transfer yapmanın sorun olmayacağını söyleyecek
- daha sonra hocanın basın toplantısında bir soruya verdiği cevap üzerine
- 1,5 aydır 4-5 oyuncu ile transfer görüşmelerinin yürütüldüğünü
- ama sonuç alınamadığını açıklayacak.
- Ve artık transfer yapmanın da sorun olmaya başladığını öğrenmiş olacağız.
- Maç sonu teknik direktör basın açıklaması yapmayacak (O gücü kendisinde bulamamış, Fenerbahçe'nin teknik adamı sportif sonuçlarla gücünü yitirmemeli)
- Sorumsuzca hoca hakkında ileri geri açıklamalar yapan Andre Santos, kalın boğazlı kazağının üstüne giydiği forma ile kurtarıcı olarak oyuna alınacak. (Forma resmen kazağın üstündeydi, adam o kadar oynamamaya niyetliydi. Oynamak ve kalmak istemediğini göstermek için daha hangi saygısızlıkları icad edip yapması gerekiyor.)
- Takım kaptanı, direk kendi internet sitesinden kontrat pazarlığına girişecek, hatta yönetimi şikayet edecek. (Dikkat edin menejeri kullanıp aynı sonuca taraftarı daha az rencide ederek ulaşmayı filan düşünmesine gerek yok)
- .........
- Ben hangi saplantılarla bunları yapmışım ve yapmaya devam ediyorum.
- Bu olayların içindeki diğer kişiler hangi saplantılarla bunları yapıyor.
- Böyle devam edersem olaylar nereye gider.
- Bütün bunların bitmesi için ne yapmalıyım.
Taraftarlık duygusal bir şeydir, iyimser bir şeydir. 2-3 hafta içinde dağıtırsınız bulutları, açtırırsınız çiçekleri.
Bitirin bu saçmalıkları.
Etiketler: Aykut Kocaman, Aziz Yıldırım, Fenerbahçe futbol
Çok kötü yönetiliyoruz
11 Ocak, 2011Ebru Köksaldı Fenerbahçe ve sporla ilgili yazılarını takip edebildiğimiz blogunda ( www.tirajik.com), gündem diye her zamanki gibi çok güzel bir yazı yazmıştı. Aşağıdaki yazı Ebru hanımın yazısına yaptığım yorum. Sadece bir kaç cümle ekledim. Burada da olmasını istedim.
''Çok kötü yönetiliyoruz. Başkan basın ve televizyonlar aracılığıyla teknik direktörlük yapıyor. Şu ana kadar görünen tablo, antreman detayları dışında takımı 2. yarı başkan yönetecek. Başkanın takımı şampiyon yapabilecek teknik bilgiye sahip olmadığına eminim. Kontrat peşinde olan ve gönderilmekten korkan bir kaç oyuncunun vites yükseltmesi ile şampiyon olabilecek günler çok geride kaldı. Takımın tamamının birleşmesi ve performansını yükseltmesi lazım. Oysa takım en az üçe bölünmüş durumda. Teknik adam tarafından yönetilen oyuncular. Başkan tarafından yönetilen oyuncular. ”bu nedir ya!!” diye şaşıran ve tüm inancını yitirmiş oyuncular. Ben Aykut Kocaman’ı destekleyenlerdendim. Hala bu tablonun içinde kalarak, -istifa etmeyerek- başkana günah keçisi olmayı kabul etmesine anlam veremiyorum.
Transferlerin aylar sürdüğü, yada hoca istediği halde yapılmadığı, hocaya saygısızlık yapan oyuncuların herhangi bir ceza görmediği, Emre ve Alex gibi oyuncuların basın önünde başkan tarafından açıkça korunduğu, Guiza gibi klübü kafasında tamamen bitirmiş oyuncuların ucuza gider diye satılmadığı, -ki kendisine sezonluk 3-3,5 milyon euro ödeniyor- , yani başkanın teknik adamdan sürekli rol çaldığı bir takım, artık o teknik adam tarafından yönetilemez. Takımda Senegalli, Brezilyalı, İspanyol, Uruguaylı, Slovak ve Türkler var. Yaşları 17-34 arasında. Hepsi yüksek egolu yarışçı karakterli oyuncular. Hepsi aynı yerden yönetilmeli ve oraya güvenmeli, yoksa yönetilemezler. Aykut Kocaman Alex' ten iyi verim aldı iyi de, vazifesi Alex'i idare etmek değil. Tüm kadroyu idare etmek. Birini kazanmak diğerlerinin inançlarını ve saygısını kaybettiriyorsa işler çok kötü. Sizce şu anda Fenerbahçe'de oynayan oyuncular Aykut Kocaman'ın kontratlarını uzatabileceği, geliştirebileceği veya fes edebileceğini düşünüyorlarmı? Mesela Alex kontratını uzatmasının Aykut Kocaman'a bağlı olduğunu düşünüyormu?
Genç oyuncuların motive olması ve geleceğe inanması için elle tutulur hiç bir şey yok.
Başkanın futbol takımına müdahale etmesini durdurabilecek güçte bir teknik adama ihtiyacımız var. Yada sadece başkanlık yapıcak, sisteme inanan bir başkanlık anlayışına. Şu anda ikisinide sahip değiliz. Bu şartlarda sahip olduğumuz harika oyuncular hiç bir işe yaramayacak.''
Not;Umarım aslında her şey böyle değildir. Ben bir kaç gündür arka arkaya okuduğum gazetelerin asılsız haberlerinden işgüzarca çıkarmışımdır bu yorumları. Aslında sezonun 2. yarısı için gereken her şey çok profesyonelce ilmek ilmek örülüyordur.
Etiketler: Aykut Kocaman, Aziz Yıldırım, Fenerbahçe futbol
Aziz Yıldırım-Aykut Kocaman
03 Ocak, 2011Bu kısa yazımda olumsuz bir şapka takarak, Fenerbahçe'de başarıyı engelleyecek bazı faktörler arayacağım. Yok öyle istediğim için değil. Algıda seçiciliğin yanıltıcı etkisinden kurtulmaya çalışmak için. Çünkü ben ve bir çok Fenerbahçe taraftarı, taraftar olduğumuz için, iyi şeyleri görme yarışındayız. Taraflıyız, kısaca bu.
Başlıyorum:
Fenerbahçe'nin Aykut Kocaman-Aziz Yıldırım ikilisi ile başarılı olması çok zor.
Çünkü başkan basının önünde geçen seneki çok başarılı 8 haftalık periyotun, kendisinin Samandıra ya sıklıkla gitmesine bağlı olduğunu söyledi. Daha da ileri giderek, neden karışmayacağım işler kötü gittiğinde herkes beni suçluyor gibi ifadeler kullandı. Kendisini dinlediğiniz de ikna oluyorsunuz, tabi filan diye desteklemeye başlıyorsunuz. Ama sırf bu yüzden Fenerbahçe ve Aykut Kocaman başarılı olamaz. Çünkü hiç bir iş, dışardan bakarak yönetilecek kadar basit değil. Hele üst düzey bir futbol takımını yönetmek hiç değil. İsterseniz Futbol takımı yönetmek nasıl bir şey anlatmaya çalışalım. Çalışalım çünkü anlatması bile zor.
- Futbol yuvarlak ve içi hava dolu deriden oluşan top diye bir şeyle oynanıyor. Ayağınızla vuruyorsunuz, rüzgardan ve zeminden etkilenerek bir yere gidiyor. Her vuruş, her zaman aynı yere gitmiyor. Mesela bütün ustalığa rağmen frikiklerde her zaman aynı başarıyı yakalayamazsınız.
- Sahada 11 insandan oluşan iki takımla oynanıyor. Hepsinin atletik, teknik ve taktik performansları birbirini etkiliyor. O günkü performansla ilgili milyonlarca olasılık birbirleri ile etkileşiyor ve her türlü süprize gebe. Ne diyorsun saçmalama bu kadar karışık değil diyenlere iddia oynamalarını ve milyarder olmalarını öneriyorum.
- Sahada 11 kişi ile oynanan bu takımlar aslında yaklaşık 22-25 kişi ile hazırlanıyorlar ve sakatlık ve form durumlarına göre 11'ler oluşuyor. Denklem 22'den çıktımı 45-50'ye. Teknik heyet ve organizasyonda ki diğer görevlileri hesap edin. Yardımcı antranörler, menejerler, sağlık ekibi, denklem çıktımı 100'e.
- Hakemler, sadece 4 kişiler ama düdükde onlar da.
- Peki sporcuların performanslarını aile hayatları da etkiler mi? Evetse nereye vardık. Belki saçma buldunuz, ama eşi ile çok büyük bir sorun yaşamış, sol ön oyuncusu, takımdaki sol bek, orta alan ve forvetlerin performansını direk etkiler mi, evet.
Bunun canlı örneğini yaşadık bu sene bence.
- Emre sezon başı kampında Almanya'da Aykut Kocaman'la sorun yaşadı, sakatım bahanesiyle İstanbul'a dödü. Yok bu dedikodu diyelim. Geçen hafta içinde gazetelerde şöyle bir haber yayınlandı; sözleşmesini uzatmak isteyen Emre başkandan garanti alınca rahatladı. Buradan Emre'nin kulüpteki işleri onarma ve yönetme konusunda gerçek muhatap olarak Aykut Kocaman'ı değil başkanı tanıdığını söylemek çok mu kötü niyet olur.
- Sezon başı fizik değerlendirme de yedek kaleci Mert'in de gerisinde kalan Alex'in yedek kalınca, kendi internet sitesinde ve Twitter hesabında Aykut Kocaman'a tepki göstermesi de kaptanın başkanla kurduğu kişisel ilişkiye güvendiği şeklinde yorumlanabilir. Ki sezonun ortalarına doğru kendini toparlayan kaptan sezon başı gerçekten güçsüz ve faydasızdı.
- Peki Zico'yu başta Alex olmak üzere oyuncuların şikayeti üzerine başkanın gönderdiği dedikoduları,
- Peki Daum'un Emre ve Alex'in şikayeti üzerine gönderildiği dedikoduları,
Liderlik adelet ve hedefe dönük tutarlılık ister. 2 başlı yönetimde bu mümkün olmaz, herkesin terazisinde başka ölçüm araçları var. Başkan, geçmiş emekler ve sosyal ilişkisine dayalı güvene göre ölçüm yapıyor, hoca teknik taktik öncelikler, antreman ve takımsal bütünlüğe göre ölçüm yapıyor. Tabi ki sonuçlar farklı oluşur.
Takımın yarısı hocanın ölçümüne yarısı, başkanın ölçümüne göre çekerse, ilk yarıdaki Fenerbahçe ortaya çıkar.
Başkan kendine hak gördüğü bu işlerden çekilmeli. Deneyimi ve bilgisi takıma, kurduğu sistemle etki göstermeli. Taktik müdahalesi hoca aracılığıyla yapacağı değerlendirmelerle olmalı. Hoca bir makaleden bir şey çıkarıyorsa, başkanın fikirlerinden çıkarabilir ama aynı özgürlükte kullanmalı bu fikirleri. Yani takımla ilgili son söz bir kişide olmalı. Hocaya koçluk bile edebilir ama müdahale edemez olmalı.
Şimdiki durumumuz şu;
- ''Tabi ki karışırım her şeyi bana soruyorlar başarısızlık olunca''
- ''Transfer hocaya bağlı, istesin hemen alırız.''
siyah, hem beyaz.
Son söz,
Başkanım şampiyonluk, ligin en iyi kadrosu bizde diyerek kazanılacak kadar basit bir yarış değil.
Not: Sevgili okuyucu yazı veya yazıları beğendiysen lütfen sosyal ağlarda paylaş.
Etiketler: Aykut Kocaman, Aziz Yıldırım, Fenerbahçe futbol
Her şey değişiyor (2)
30 Aralık, 2010''Neden böyle karamsar bir hisse kapıldığıma yazının ikinci bölümünde devam edeceğim.'' Dün yazımı bu cümle ile bitirmiştim. Üzgünüm dünkü yazının özetini yapamam. Okumak isterseniz burda.
Karamsarım çünkü;
- İlk yazımda özetlemeye çalıştığım pek çok önemli faktöre bağlı büyük bir değişim varken, yaşanan görece başarılı sezonlar takımımızda yönetimsel bir körlük yarattı.
- Başkanımız, bizim takımımız hala çok iyi, oyunumuzu oynasak kimse önümüzde duramaz şeklinde bir açıklama yaptı. Ben bu açıklamadan şu sonuca varıyorum. Fenerbahçe değişimin ve artan rekabetin farkında değil. Olan biten her şeyi hala eski alışkanlıklarla değerlendiriyor. Şampiyon olamayan her teknik adamla ayrılmak böyle bir anlayış bağlı mesala.
- Dünkü yazımda bahsettim ama, karamsarlığımın gerekçelerinden biri artan yüksek rekabet.
- 9 puan farkı kapatmak eski sezonlarda olduğu kadar kolay değil. Alınabilecek 51 puan var. Ama artık bu puanları toplamak çok daha zor.
Peki siz gerçekten, şampiyonlar liginden elenmemizi, avrupa liginden elenmemizi, kupadan elenmemizi, ligde 9 puan geride olmamızı sol bek ve ön liberoyamı bağlıyorsunuz?
Bir de şöyle düşünelim, Trabzon sporun sol bekinde Santos veya Caner, orta sahasında Cristian oynasa, Trabzon bizim kadar istikrarsız bir takım olur mu? Olur orayı da kuruturlar diyenler vardır. Cristian'ın takım işlediğinde ne kadar faydalı olduğunu hatırlayan, Santos'un klasının Trabzon'un en zayıf yanı olan sol bekte parlayabileceğini düşünen de vardır.
Her şey değişti. Özgüven iyidir ama, körlük yaratabilir. Ligin 2. yarısı başlıyor. Kaliteli bir yönetimsel öz eleştiri yapmalıyız. Soru çok basit, neden işler iyi gitmiyor? Ön yargısız biçimde bu soru üzerine çalışırsak önemli gelişimler sağlayabilecek birikime sahip bir kulübüz. Ama bu soruya cevap olarak basında çok eleştirilen bazı oyuncuların yerine oyuncu almayı seçerseniz, artık iş kontrolünüzden çıkmıştır. Sizi yönetmeye başlamıştır. Ve kolay kolay iyi bir yere gitmez. Bu sezon yüzleri eskidiği için Ahmet ve Mehmet'i satarsınız. Gelecek sezon Ali ve Veli'yi.
Son söz; Sizce, neden işler iyi gitmiyor?
Not2:Sevgili okuyucu, bütün tevazusuna rağmen, ''Sıradanbirblog'' tarafınızdan ziyaret görmekten ve okunmaktan çok mutlu oluyor. Beğendiğiniz yazıları muhtelif sosyal ağlarda paylaşmanız, Facebook sayfasını beğenmeniz ve önermeniz, twitter da izlemeniz ve önermenizden de onur ve mutluluk duyucaktır. Teşekkürler.
Etiketler: Andre Santos, Aykut Kocaman, Cristian Baroni, Fenerbahçe futbol
Her şey değişiyor (1)
29 Aralık, 2010Yeni stadımız ve başarıyla pazarlanan lisanslı ürünlerimiz sayesinde son yıllarda Türkiye ligindeki rekabette avantajlı duruma geçmiştik. Bu avantajın üzerine ezeli rakiplerimizin kötü yönetimi, başkanın artan deneyimi ve teknik adamların görevine yıl içinde son vermeme geleneği de eklenince, uzun bir dönem ligin peşin ve rahat favorisi olduk. Aptalca şampiyonluklar kaçırsak ta, şampiyonlar liginde yerimiz hep hazırdı. Ama dünya durmuyor. Her şey değişiyor.
- Güvenç Kurtar
- Hikmet Karaman
- Erdoğan Arıca
- Şenol Güneş
- Mustafa Denizli
- Fatih Terim
- Ümit Kayıhan
- Yılmaz Vural
- Ziya Doğan
- Samet Aybaba
- Ertuğrul Sağlam
- Abdullah Avcı
- Tolunay Kafkas
- Bülent Uygun
- Aykut Kocaman
- Mehmet Özdilek
- Bülent Korkmaz
- Hikmet Karaman
- Ziya Doğan
- Samet Aybaba
- Yılmaz Vural
- Şenol Güneş
Not2:Sevgili okuyucu, bütün tevazusuna rağmen, ''Sıradanbirblog'' tarafınızdan ziyaret görmekten ve okunmaktan çok mutlu oluyor. Beğendiğiniz yazıları muhtelif sosyal ağlarda paylaşmanız, Facebook sayfasını beğenmeniz ve önermeniz, twitter da izlemeniz ve önermenizden de onur ve mutluluk duyucaktır. Teşekkürler.
Etiketler: Aykut Kocaman, Ertuğrul Sağlam, Mehmet Özdilek, Tolunay Kafkas
Zaman Akar, Zaman Geçer
13 Aralık, 2010Fenerbahçe'yi takip eden iki yazarımızdan , iki küçük alıntı.
''Fenerbahçe kaybederken suçlu belli, Aykut Kocaman. Kazanırken kahraman belli, Alex de Souza. Bir camia bir oyuncuya bu kadar odaklanırsa başka bir sonuç olabilir mi? Alex 100 gol attı, 3000. golü attı, en çok oynayan yabancı oldu, tarihe geçti. Bu arada oyuncuya bağlı kalmayan, sistemler üzerine kurulu Trabzonspor 9 puan fark attı.
Kocaman suçlu değil mi? Elbette suçlu.. Konya’da Alex’siz takımın sezonun en hızlı ve aktif maçını oynayıp hem de deplasmanda 4 gol attığı maçtaki düzeni bir daha denemedi.''
Altan Tanrıkulu/Hürriyet
''Tabelacıların, "Kazan da nasıl olursa olsun" diyerek, takım yerine performanslara teslim ettiği bir teknik adam oldu Aykut Kocaman. Ve o da, kendinden öncekiler gibi Alex'in yapacaklarına göre başarı çizgisini belirledi. Yine eski takım geldiği sahaya. ''
Gürcan Bilgiç/Sabah
Bunlara ne ilave olur bilmiyorum. Belki kariyeri başarılarla dolu, futboluyla bütün dünyayı kendilerine hayran bırakmış, ama artık takımının merkezi değil bir parçası olarak kariyerine devam eden bazı yıldız isimleri ekleyebilirim.
- Gigs; şimdi bayrağı Nani taşıyor. Tecrübesi artan Portekizli yıldız, önceki yıllara göre oldukça istikrarlı katkı yapıyor.
- Ronaldinho; Milan'daki çilingir rolünü İbrahimoviç'e kaptırdı. Sırası gelince kısa zamanda eşsiz klasını sergiliyor yine. O artık klübe de rezerv sihirbaz.
- Seedorf; genç Ganalı Boateng, muhteşem Hollandalı'nın rolünü oynuyor.
- Klose; kariyeri gollerle dolu. Bazen 11'de görev alıyor. Ama o takımın bir parçası. Takım ona uydurulmuyor.
- Oven, tecrübesi ile gerektiği zaman katkı vermek için hazır. Bayrak Roney'de.
- Ballack, Deco, ikiside sakat.
- Efsane Ronaldo, Corinthias'ta ufak ufak takılıyor.
- Lyon ve Juninho, çoktan ayrıldılar.
Birde şöyle bakalım:
- Arsenel (Fabregas)
- Chelsea (Drogba, Anelka, Mikel Obi)
- M.U (Roney, Berbatov)
- Lyon (Lisandro)
- Milan (Zlatan)
- İnter (Sneijder) (Eto değil, Eto tamamlayıcı unsur)
- Barcelona (Messi)
- Real Madrid (C. Ronaldo)
Bizim durumumuz ise şu. Bir sezonun yarısı çoktan geldi. Her kulvarda kayıplar var. Takımı eski günlerine taşıyacak oyuncular klübe de, yada Alex'in açığını kapatmak için daha fazla koşuyorlar. Fenerbahçe sezon başından beri rakip alanda bir eksik oynuyor. Ne zaman bu eksikliğin ortaya çıkmayacağı kordinasyonsuz bir rakip var, gelsin puan. Ne zaman direnç ve mücadele gitsin puan.
Bunları yazdığım için Fenerbahçe yönetimine, Aykut Kocaman'a ve Alex'e çok kızıyorum. Kıt bir öngörü bile bunu görmeli ve haftalar önce önlemini almalıydı. Bu gün ben yazıyorum, haftalar geçtikçe herkes yazacak, söyleyecek. Bir efsane böyle bir sonu hak etmiyordu. Takımın merkezi değil parçası olarak sorumluluk alsaydı, hala müthiş katkılarını sürdürürdü. Katkı vermeye devam ediyor. Zarar vermeye de devam ediyor.
Sayın yönetim, sayın teknik yönetim. Biz büyük bir yıldız değil. Büyük bir takım istiyoruz. Zaten gerçek bir yıldız, ancak iyi bir takımda parlıyor. Messi ve Ajantin. Messi ve Barcelona.
Bu yazı bitti. Yarın için konu buldum.
Başkan şampiyon olmayan teknik adamı gönderdikçe, şampiyon olamıyoruz. Baş belası bir kısır döngüye girdik.
Etiketler: alex de souza, Aykut Kocaman, Fenerbahçe futbol
İbb maçından sonra
28 Kasım, 2010Maçtan sonra yazılanlara çizilenlere baktım. Tabiki Fenerbahçeliler daha güzel şeyler bekliyor takımından. Pek çok kişinin işaret ettiği farklı noktalar var takımı gelişimi ile ilgili.
Caner'in yeterli bir solbek olmayacağını düşünenler var.
Niang'ın erken çıkarılması gerektiğini düşünenler var.
Alex'in oyunda kalması gerektiğini düşünenler var.
Halis Özkahya'nın Alex'i oyundan atması gerektiğini düşünenler var. (Neil ve Elano çok daha sertlerini yaptığında meydan da değildilerdi. Ancak Neil ve Elano yaptığında ve kart görmediğinde bizimde canımız yanmıştı. Böyle bir müdahale kaptana yakışmadı bencede)
Gökhan Gönül'ün oyununu harika bulanlar var.
Gökhan Gönül'ün son haftalarda gördüğü gereksiz kartlara dikkat çekenler var. (Uğur Meleke)
Gökay ve Cristaian'ı maçın en önemli performasları olarak gören bir çok kişi var.
Mehmet Topuz'un istikrarına ve mücadelesine dikkat çekenler var.
Stoch'un istikrarsızlığına dikkat çekenler var.
Pek çoğuna katılıyorum aslında.
Ama Alex değişikliği bence, zamanında ve hatta biraz geç yapıldı. Alex oyundan çıktıktan sonra, oyunu dengelediğimiz, penaltı kazandığımız ve oyunu rakip alana yığdığımızı göz ardı etmemek lazım. 45 ve 68'inci dakikalar arasında ise oyunu tamamen kaybetmiştik. Bu hamle olmasaydı muhtemel bir Antep maçı yaşayabilirdik.
Cristian ve Gökay'ın yarattığı sertliğin maçın lehimize bitmesinde en önemli faktör olduğuna kesinlike katılıyorum. İkiside çok çok iyi oynadılar. Niang, Alex ve Stoch daha iyi performans sergileseydiler. Gökay ve Cristian'ın akşamki oyunları çok rahat bir galibiyet almamıza yeterdi.
Onarılıcak ve çalışacak daha çok şey var. Ama potansiyelli bir takımımız var. Her hafta üstüne koyarak ilerlemeleri, hepimizin temennisi.
Klasik son.
Bir sezon anların toplamıdır. Posizyon, pozisyon. Pas, pas. Şut, şut. Depar, depar. Omuz, omuz. ......
Not: Değerli okuyucu lütfen yandaki anketi doldur. Blog yazarı okuyucuların maç ve oyuncular hakkındaki görüşlerini çok merak ediyor.
Etiketler: Alex, Aykut Kocaman, Cristian, Fenerbahçe, gökay iravul, Gökhan Gönül, Niang, Stoch
İBB:0 FENERBAHÇE:1 Maç sonu yazısı -1
27 Kasım, 2010Maçtan yaklaşık 11 saat önce ''Bu gün kazanacağız'' diye bir yazı yazdım. Belediye, Trabzonspor ile beraber ligdeki en formda takımlardan biri. Böyle bir şey yazmak pek çok risk içeriyordu. Ama taraftarca bir inaçla yazdım. Ve kazandık. O kadar mutlu değilim. Buca maçındaki coşkudan mutluluktan eser yok. Ben taraftarım. Takımıma karşı genellikle çok olumlu yaklaşırım. Çabucak umutlandırabilir, mutlu edebilir beni Fenerbahçe. Ama bu akşam çok zorlu bir maçı kazandığımız halde, o kadar mutlu değilim. Takımımızda oturması ve gelişmesi gereken çok şey var. Oyuncularımızın bazılarının maç performanslarını kestirmek mümkün değil. Ama burası Fenerbahçe. Bu takımda forma giymek böyle ucuz değil. Fenerbahçeli oyuncu sahada oldumu, o hafta ne vereceğini kestirebilmeliyiz. Bir alt limiti olmalı, o alt limit bir hayli yukarıda olmalı ve onu sahada olduğu sürece vermeli.
Alex.
Geçen hafta harikalar yaratan kaptanımız, biraz sertleşen bir maçta yine oldukça etkisiz. Çok az topla buluşuyor ve çok durağan. Neyseki gol noktalarındaki tecrübesini ve gücünü bu gece bize gösterdi. Ancak orta saha ile forvet arasında, top almalı, mesafe kat etmeli ve etkili paslar dağıtmalı. Rakip yarı alanın orta ilerilerinde Niang'ı çok yalnız bıraktı.
Niang.
Maç boyu çok arzulu ama yeterince güçlü değildi. Daha da kötüsü güçsüzlüğü ve kötü oyunu moralini bozdu. Niang'ın sahadaki mutsuzluğu ileriki maçlar için önemli bir risk. Bu günkü kötü performansı ile bile, takımın ofans alanında en çok sorumluluk alan oyuncusu.
Gökay.
Bu gece aldığımız 3 puanın 1'ini rahatlıkla Gökay'a yazarım. Maç boyu arı gibi çalıştı. Taktiksel görevini tam olark kavramış. Kapasitesini çok iyi biliyor. Oyunun her dakikasında istikrarlı bir katkı verdi.
Bu gece çok umut verdi.
Cristian.
Fenerbahçe taraftarına barışmak için elini uzattı. 3 puanın 1'ini de rahatlıkla ona veririm. Gökay ve Mehmet Topuz'la beraber, Fenerbahçe'yi geçen seneki sertliğine taşıdı. Goldeki katkısı çok yüksekti.
Maçla ilgili detaylı bir yazıyı, maçı sindirince yine yazmak istiyorum. Bu akşam için son sözüm şu;
Artık daha zorlu rakipler karşısında da, ofansif etkinliğimizi korumalıyız. İlerde tutamadığımız toplar sonunda kendi kalemizin önünde tehlike oluşturuyor. Atamadığımız goller, sonunda kalemizde gol oluyor.
Not: Değerli okuyucu lütfen yandaki anketi doldur. Blog yazarı okuyucuların maç ve oyuncular hakkındaki görüşlerini çok merak ediyor.
Etiketler: Alex, Aykut Kocaman, Dia, gökay iravul, Niang
Aykut Kocaman: Temmuz-Aralık
26 Kasım, 2010-Bir sezon anların toplamıdır. Posizyon, pozisyon. Pas, pas. Şut, şut. Depar, depar. Omuz, omuz. ......
Aykut Kocaman'ın ilk 5 ayına kısaca göz atalım hep beraber.
Önce Young Boys, Sonra Paok'a elendik.
Trabzonspor' a deplasmanda yenildik.
Kayserispor ve Gaziantep karşısında kötü oynadık ve yenildik.
Anakaraspor'a kupada ağır bir şekilde yenildik.
Bursaspor'la berabere kaldık.
Kendi sahamızda Galatasaray'la ve Beşiktaş'la berabere kaldık.
Diğer maçlarımızda göze hoş gelen bir futbol oynadık ve rahat kazandık.
13. hafta liderin 6 puan arkasındayız ve 4.'yüz.
Saha sonuçlarımızı en hafif tabirle ''yeterince iyi değil'' şeklinde yorumlayabiliriz.
Ancak oynadığımız yaklaşık20 maçta sadece Young Boys, Gaziantep ve Kayseri maçlarında çok kötü bir futbol gördük.
Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon ve Paok karşısında bir kaç pozisyon daha dikkatli,daha şanslı daha iyi olsa idik, şu anda çok daha iyi bir bilanço ile karşılaşabilirdik.
Büyük bir takımsanız, ekibinizin tüm fertleri yüksek bir,profesyonel bilinçte olmalı. Çünkü kocaman bir sezon anların toplamıdır.
-Stoch kırmızı kart görmeseydi
-Dia o golü kaçırmasaydı
-Bilica en iyi maçlarından birini çıkarırken, kendisinden 30 santim kısa bir adama o kafayı vurdurtmasaydı
............
Yazar, anlatır, tartışır, konuşur dururuz.
Biz -milyonlarca taraftar- bunları yaparken , takım her pozisyonda, her anda en iyisini yapmak için çalışmalı. Bunun için kendini teknik ve mental olarak geliştirmeli.
Yazıya buradan devam etmeyi bırakıcam. Buradan devam etmeye ilk yarı sonunda değerlendirme yaparken devam edicem.
Aldığımız bu sonuçları etki eden bazı faktörleri hatırlayalım.
Geçen sezonların en istikrarlı oyuncularından Lugano takıma geç katıldı.
Lugano'suz Bilica ağır sorumluluğu kaldıramadı ve futbol olarak en çok lazım olduğu dönemde geriye gitti.
Yobo,takıma transferin son günü katıldı.
Takım için kilit önem taşıyan santrofor transferi çok geç kaldı. (Sizce Niang ve Yobo sezon başında kadroda olsaydı bilanço ne kadar değişirdi?)
Özer Hurmacı sakatlandı.
Selçuk Şahin sakatlandı.
Guiza ameliyat oldu.
Emre Belzoğlu sezon başı kampında sakatlandı. Çok kritik bazı maçlarda sakatlanarak takımı maçın yarısında veya maçlarda yanlız bıraktı.
Cristian ve Santos 6 + stresi ile katkı veren oyuncular olmaktan çıktılar.
Ofansif anlamda çok önemli katkılar verebilen Dia sezon başı sakatladı ve Avrupa'daki maçlarda destek veremedi.
Aklima gelen bir kaç iyi şeyde eklemek isterim.
Aklıma gelen en güzel şey Gökay ve Okan.
Çok yüksek potansiyelleri ile gelecek ve cesaret veren Stoch ve Dia.
Mental ve teknik olarak muhteşem iki transfer Niang ve Yobo.
Kariyer zirvesi futbola ulaşan Emre Belzoğlu.
Yavaş ama sürekli gelişen Mehmet Topuz.
Cesur yürek Gökhan Gönül.
Hoca ile girdiği sürtüşmeyi, futbolunu geliştirmek için kullanan Alex. (Aykut Kocaman'ın Alex hakkındaki değerlendirmelerine katılıyorum. Fenerbahçe'de süperstar olmak için daha çok pozisyonda sorumluluk almalı.)
Ve muhteşem goller.
Sonuç; fırsat ve riskler, sevinç ve hüzünler, iyi ve kötüler yan yana. Takım an, an savaşmaz ise olumsuzlar artıcaktır.
Yıllarca an, an savaşmanın sembolü de Fenerbahçeli aslında.
Kimmi ?
Ömer Onan.
Etiketler: Alex, Aykut Kocaman, Emre, gökay iravul, Gökhan Gönül, Niang, okan alkan, ömer onan, Stoch, Yobo
3000. gol yakıştı
23 Kasım, 2010Bu blogu pek okuyan yok. Okuyan az sayıda okurda, kaptanımızın bu sezon ki performansını çok eleştirdiğimi bilir. Ama eleştirdiğim kaptanımızın, klası, kariyeri yada Fenerbahçe'ye verdikleri değildir. Kaptanımızın performansıdır. Diğer yandan kaptanımızın son bir kaç maçta fiziksel olarak en iyi seviyesine ulaştığını göz ardı etmekte insafsızlık olur. Hatta son üç sezonda ki en iyi seviyesine ulaşmış bile olabilir. Bu azim ve irade kaptanımızın eşsiz kariyerinin en önemli harçı olmuştur zaten. Akşam harika goller attı. Orta alanda kendi standartlarının üstünde hareketli ve girişkendi. 90 dakikanın büyük bölümünde etkili ve akıcı oynayan takımına skor olarak katkı vermenin yanında, oyun olarak ta önemli destek verdi. Ama yinede artık, oyunumuzun ofansif liderinin Alex olmadığını göz ardı etmeden, geleceği planlamak lazım. Fenerbahçenin yeni en önemli aktörleri siz göre kim bilmiyorum. Ancak hem bu sezon için, hem gelecek sezonlar için takımı kurgularken kadroya ilk yazılıcak oyuncular Volkan, Gökhan ve Emre'dir. Volkan, Gökhan, Emre takıma liderlik etmek üzere mental olarak geliştirilmeli ve bu role hazırlanmalılar. Bunları tamamlayacak oyuncular ise, Niang, Stoch Ve Dia'dır. Dia ve Stoch hem sezonda, hem oyunda istikrarlarını geliştirmeli, top kayıplarını azaltmalı ve tempolarını yükseltmeliler. Buca karşısın da Stoch'un, Gökhan'ın ve oyuna girdikten sonra Dia'nın topla kat ettiği mesafeler, topu gol bölgesine taşımamızı çok kolaylaştırdı. Ve usta golcülerimiz gerekeni yaptı.
Çok kısaca maça değinmek gerkirse, Gökhan hızı, gücü ve temposu ile maçın adamı idi. Gökhan, Stoch, Gökay ve Cristian topu ön alana taşımada oyunun büyük bölümünde çok başarılı idiler. Niang iki harika asist, bir harika gol ile sakatlıktan muhteşem döndü. Yobo oldukça iyi idi ama defansif olarak Emre ve Lugano'ya ihtiyacı var. Genellikle iyi olan takımda Bekir yine savruktu, Santos ise oyundan çok kopuktu. Ne yazık ki Fenerbahçe taraftarı Santos ve Cristian ile ilişkisini kesti. Oyuncular ne kadar suçlu ise, bu genç oyuncuların takımdan bu şekilde uzaklaşmasını seyreden teknik yönetim de o kadar sorumludur. Son bir kaç söz;
-Cristian moral olarak çok kırılgan, işler kötü giderken kopuyor, rekabetçi takımlarda kalıcı olamaz
-Akşam attığımız 5 golde birbirinden güzeldi ama en güzeli ilk goldü
-Gökay'ı sahada görmek harika, gelişimini sürdürmesi ve Fenerbahçe'deki önemli rollerden birini almasını tüm Fenerbahçe'liler istiyor.
-Niang harika bir oyuncu etrafındakileri de ihya ediyor kendiside atıyor. Kısa vadeli sonuç açısından son 5 yılın en önemli transferi.
-Stoch ve Dia yaşları ve potansiyelleri ile gelecek için heyecan veriyorlar.
-Mehmet çok istikrarlı ve tamamlayıcı olarak takımda çok önemli bir rolü var.
-Santos daha iyi bir ligde oynayabilicek piyasası olduğunu biliyor, Caner'i bekletmek genç ve iyi bir oyuncu adayını küstürmemize neden olabilir.
-Ne olursa olsun takımın Lugano ve Emre'nin yırtıcılığına ihtiyacı var. Yokluklarında Gökhan, Niang ve Volkan mücadele ediyorlar ama yeterli olmuyor.
-Fenerbahçe oyun olarak sahada başarısız olduğu dakikalarda, hem karekter olarak hem teknik olarak takımı ateşleyecek daha çok oyuncuya ihtiyacı var.
............
............
Belki boşlukları yorum olarak doldurmak isteyenler vardır. Belki yoktur. :)
Etiketler: 3000. GOL, Alex, Aykut Kocaman, Dia, Emre, Gökhan Gönül, Niang, Semih, Volkan Demirel
Biz taraftarız.
05 Ekim, 2010 Mehmet Demirkol'dan öz eleştiri.
Merak ettim, hocamıza destek vermemiz neden inanılmaz. Biz taraftarız.
Etiketler: Aykut Kocaman, Mehmet Demirkol
