alex de souza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alex de souza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Heykel meselesi

21 Nisan, 2011

Son 7 sezonda gösterdiği performans, sadece Fenerbahçe taraftarı ile değil, Türk halkı ile kurduğu ilişki Alex'i çok özel biri yapıyor. Sahada eşsiz yeteneklere sahip, oyunu görüşü, oyun zekası, vuruş tekniği, gol sezgisi ve gücü. Şaşırmayın Alex çok güçlü bir oyuncu. Top ayağında iken arkasındaki oyuncuları sırtına aldığında, düşürülemediğini gözden kaçırmayın. Zaten Fenerbahçe'ye en çok bu özelliğiyle katkı veriyor. Ayağındaki topu her türlü baskıya rağmen koruyup doğru yere aktarıyor. Sonrada hızla gol için doğru yere koşuyor. Daha sonrada kendinden 20 cm. uzun stoperlerin arasında en doğru yerde en yükseğe çıkıyor ve golü atıyor.
Devamı;
www.siradanbirblog.com 

Trabzon'dan çok daha iyi olmalıyız

29 Mart, 2011

 Enes Aman 

@ 
@ Semih Sence türkiye de ilk 11 de oynamalımı yarın ?

 Alex10.com.br 

@ 
@ bence semih herzaman 11.

 Enes Aman 

@ 
@ Peki Fenerbahçede Niang mı Semih mi ?

 Alex cevap vermedi.  Alex'in Ntvspor'da katıldığı  canlı yayında yaptığı açıklamalardan, Hürriyet gazetesi aşağıdaki sonucu çıkarmış. Devamı

Kısa kısa son 3 gün

28 Mart, 2011

İki satır yazı yazıcam bahar uyuşukluğundan kurtulup, gündeme yetişemiyorum.

  • Adnan Polat ve Galatasaray kongresi resmen başımı döndürdü. Olayların dışından hiç kimse olacakları öngöremedi. Lakin böyle bir şeyi olayların içinde öngerememek gerçekten büyük başarı. Geriye dönüp sakin bir şekilde olanları izlediğimiz zaman, her şey ne kadar açık. Sonuç; etrafındaki insanların yarattığı algı ve görüşler, genel algı ve görüşler değildir. Genel algı ve görüşlerin bir parçasıdır. Mesele küçük bir parçamıdır, büyük bir parçamıdır. Devamı

Rüya gibi serinin en güzel gecesi

18 Mart, 2011

Bu zafer çok güçlü bir şampiyonluk sinyali. Aykut Kocaman ve Alex de Souza durmuyorlar. Bocalıyorlar, takılıyorlar hatta düşüyorlar, sonra da bir şampiyon gibi ayağa kalkıyorlar. Ve sonunda gururla taraftarı ile buluışan onlar oluyor.
Böyle bir sevinçle değerlendirme yapmak çok zor. Emre ve Dia'yı çok aradık aslında. Selçuk ve Cristian'ın ikisinin aynı anda sahada olması, sadece birisinin sahada olmasından daha fazla bir şey değil. Ve Özer. Çok çalışkan çok özverili, sahanın pek çok yerinde iyi futbol oynayabilir, ama orta sahanın solu faydalı olabileceği bir yer değil. Devamı 

Kolay bir maç değildi

27 Şubat, 2011

Davetli, olarak gittiğimiz yerde, kalabalık ve muhabbet maçı dikkatli izlememe mani oldu. Maç ile ilgili bir şeyler yazmam imkansız. Blogger arkadaşlarımın ve spor yazarlarının yazılarını okudum. Sıklıkla yapılan değerlendirmelerin özeti, kolay maçı güçlükle kazandığımız  şeklinde idi. Bu görüşe katılmıyorum. Devamı...

Alex ve kontrat-2

09 Şubat, 2011


Bu gün kaptanımızın imza günü. 2 gün önce imzaya giden sürecin dışarıdan nasıl gözüktüğünü yazmıştım. Ve şöyle bitirmiştim.

''Sonraki yazımda, kaptanımızın kazanan bir takımın değerli bir parçası olabileceğinden ve uzatılan kontratın, roller konusundaki farklı bir yaklaşımla büyük fırsatlar sunabiliceğinden, kendimce bahsedeceğim.'' 

Alex olağan üstü bir saha görüşüne, sıradışı bir serin kanlılığa, muhteşem bir tekniğe sahip, çok büyük bir futbol yıldızıdır. Oynadığı her takıma liderlik etmiş ve büyük başarılara  katkılar sağlamıştır. Kısa bir araştırma ile kazandığı    kupaları, ve inanılmaz rakamları ekleyebilirdim ama, tembellik edeceğim. Kariyeri o kadar inanılmazdır ki, artık sağır sultan bildiği için, ifadelerimi güçlendirmek için böyle bir uğraşıya gerek bırakmamıştır. Yıllarca en üst düzeyde sergilediği eşsiz yeteneklerinin 2 yıl daha Kadıköy'de olması Fenerbahçe için büyük bir şanstır. Ama...

Emin değilim,  ama öyle sanıyorum ki, son 5 ay içinde Alex hakkın da olumsuz yazı yazmanın  şampiyonu benimdir. Gerçekten iyi bir mertebe değil, bende pek hoşnut değilim. Sadece yaygın görüşlere katılmıyorum o kadar. Evet yukarı da yazdıklarıma rağmen. Alex'in son 2 yıldaki anlayışla sahada olmasının Fenerbahçe'ye katkı verebileceğine hala katılmıyorum.
Alex,
üzerine oyun anlayışı inşa edilen
ve  uymayan her parçanın takımdan koparılmasına sebep olan,
her şey kendisinden beklenen
tek ve dokunulmaz unsur olarak kullanırsa, Fenerbahçe'ye faydalı olmayacaktır.

Alex,
artık takımın bir parçası olmalı,
takımın diğer yıldızlarının önünde ve ayrıcalıklı roller değil, eşit ve destekleyeci roller almalı ve bu rollere uyum sağlamalıdır.
Hernandez, Berbatov ve Nani üstüne inşa edilmeye çalışılan takımının, değişimine ve kazanmasına, oyunu ve davranışları ile destek veren Ryan Giggs iyi bir örnek değilmidir sizce.
Fenerbahçe'de yeni ve genç yıldızları hak etmiyor mu,
oyun içinde daha çok yıldızın sorumlulukları paylaştığı hızlı ve akıcı bir oyunu hak etmiyormu?
Sadece kaptanlarına uyum sağlayabilen ve onu tamamlayabilen,
bu arada öz güvenlerini kaybederek geri giden sönük yıldızların ortalama performasları,
ve kaptanın parıldayan performansının toplamı olan,
sıkıcı futbol ve final kaybeden takımı mı hak ediyoruz.
Ben daha iyisini istiyorum. Ve kaptanın en iyisine bile en kritik katkıları yapabilecek eşsiz bir yetenek olduğunu biliyorum
Son söz takım büyüktür yıldızlardan. Ve iyi bir takım kendi büyük yıldızlarını parlatır zaten.

Alex ve kontrat

07 Şubat, 2011

Sonunda kaptanın kontratı uzatıldı.  Sürpriz bir karar değil. Yanlış veya doğru bir kararda değil.  Sonuçlara bakarak yanlış veya doğru şeklinde değerlendirme yapmak kolay ama yersiz olurdu. Üstelik bu kararın yanlışmı doğrumu olduğunu değerlendirmek için daha 2 yıl beklemek gerekirdi. 2 yıl sonra bile, Alex ile kontrat yenilenmese, farklı bir yol seçilse ne olurdu bilenemeyeceği için, alternatif maliyet göz ardı edilmiş olunurdu.  Bu yüzden sonuç veya anlar üzerinde değil süreç üzerinde konuşmak, düşünmek, yazmak, çizmek faydalı olur.
Kontrat kararı süreci sancılıydı, stresliydi ve şık değildi.  Kaptanın sezon başındaki, kontrat ve takımda ki pozisyonu ile ilgili stresi, tavırları, taraftar olarak kendisini yükselttiğimiz mertebe ile alakasızdı. Sezona çok kötü ve çok gergin başladı, taraftarı ve kamuoyunu hoca ile arasında tercih yapmaya zorladı, en azından oluşan bu yöndeki havanın dağılması için hemen hiç çaba göstermedi. Oyunu ve tavırlarıyla bocalayan takıma destek olmadı. İşte o sıralarda biz Şampiyonlar ligi ve UEFA fırsatlarını kaçırdık. O sıralar takıma yeni katılan ve sezona iyi başlayan genç oyuncuların inancını kaybettik.  İlk Young Boys maçındaki Stoch’u bir daha gören varmı mesela. (Sürecin bu kısmındaki kayıplardan, görev alan bütün oyuncularımız ve sorumlu olan herkes, ama en çok ve sırasıyla, Niang transferini son saniyeye bırakan yönetim, takımı yöneten teknik heyet, ve teknik heyete yardımcı olmayan kaptan sorumludur.)  Sonra kaptan yapması gerekeni yaptı. Sahada ki işine ve antremanlarına yöneldi.  Spor kamuoyunun uzlaştığı üzere son yıllardaki en yüksek formuna ulaştı. –Bence de son 2 yılının en iyi dönemi-.  Yılların önüne koyduğu sınırlara, yıllardır yan gözle bakmamıştı. Bu sezon olanlar onu kendi sınırlarını zorlamaya itti. Ve evet kendini yenilemeye ve aşmaya başladı. Oh be kaptan toparlandı olucak bu iş filan demeye başlarken, yine başa döndü ve sezon başı takımı toparlamak, teknik adamı ve yeni gelen arkadaşlarını korumak için, asla kullanmadığı sosyal medyayı, kontrat konusunda yönetimi taraftara şikayet etmek için kullandı.  Sonra olanları sırasıyla biliyoruz. Yönetimden pazarlıklara gönülsüz bir  başlangıç yapıldı, arka arkaya alınan 9 puan ve rakipin kayıplarının verdiği moral bütün pusları dağıttı ve Alex kontratını aldı. Bunlar benim dışarıdan, gördüklerim.  Araları dereleri hiç bilmiyorum.  Taraflar ve Samet dışında da bilen yoktur.  Ve evet hepsi tarafımdan yanlış değerlendirilmiş olabilir.  Peki sizce her şey güllük gülistanlık mı?  Kaptan baştan beri benim anladığımın aksine kendinden önce takımını düşünüp başarmak için elinden gelen her şeyi yaptı mı? Eğer öyleyse ki olabilir,  olaylar dışarıdan çok çok farklı görülebilir, dolayısıyla bu olumsuz görüş ve değerlendirmelere sorgu ve şüpheyle yaklaşılmalıdır. Ama aynı şüpheli ve sorgulayıcı yaklaşımı, takımda iyi giden her şeyi Alex’e bağlayan, onu ayrı ve dokunulmaz bir yere koyan, onu takımın bir parçası değil asli unsuru olarak gören görüşlere de göstermeliyiz.  Zira Fenerbahçe takımında her şey sahada Alex’in rahat ve verimli olması üzerine kurgulanıyor, bir yandan da sezonlar geliyor geçiyor, geliyor geçiyor. Elde var rekorlar kıran bir kaptan, finaller kaybeden bir takım.
Sonraki yazımda, kaptanımızın kazanan bir takımın değerli bir parçası olabileceğinden ve uzatılan kontratın, roller konusundaki farklı bir yaklaşımla büyük fırsatlar sunabiliceğinden, kendimce bahsedeceğim.

Not: Bu ıssız bloga uğradağınız için teşekkür ederim. Yazıları ve görüşleri beğendiyseniz lütfen muhtelif araçlarla blogu sevdiklerinize önerin. Zira hala pek ıssız.







Yıldız oyuncu, yıldız takımdan çıkar

27 Ocak, 2011

Fenerbahçe Ülker'in ve futbol takımımızın aynı saatlerde sahada olması, kupadaki tüm iddiasızlığımıza rağmen hoş değil. Biz takımımızın idmanını bile seyretmek isteriz.  Aksi mümkün değilmiydi bilmiyorum. Nasıl kısıtlar olabilir bilmiyorum. Futbolumuzu yöneten, yetkin olduğunu düşündüğümüz kurumlardan, daha iyi bir planlama beklerdim.
Sonucun iyi olması için, süreçteki herkesin işini iyi yapması gerekir. Sürecin sadece bir basamağında, işin sadece bir unsuru, yeterince iyi olmazsa, işte o kıyının kıyısı gelir, en olmadık zamanda karşına dikilir. Güzel bir tablonun tam ortasında ayarsız, ahenksiz, zevksizce durur. Her şeyi berbat eder.
Bu akşam sahaya çıkacak iki takımımıza basitçe bu gözle bakalım.
Fenerbahçe Ülker;

  • Savunma: takımda az veya çok süre olan tüm oyuncular, sahanın her yerinde, her zaman yüksek bir savunma çabası içinde.  Oynadığı anlarda kritik ve istikrarlı skor katkısı yapan Greer, savunmada iyi ve istikrarlı bir seviyeye ulaşamadığı için artık takımda değil. 
  • Fiziksel kalite: takımda tüm oyuncular pozisyonların gerektirdiği, fiziksel sertliğe ve hıza sahipler. Tabi ki bazıları daha hızlı ve güçlü, ama hepsi en üst seviyede ki maçlarda bile aksamayacak fiziksel kaliteye sahip.
  • Pas tekniği: takımda topu eline aldığında baskı yediği anda doğru arkadaşına bulamayacak hiç kimse yok. Top hücum seti boyunca hızlı ve staretejik bir biçimde dolaşıyor, boş ve doğru adamı buluyor.
  • Dripling: Uzun oyuncularımız bile topu yere başarılı bir biçimde vurabiliyorlar. Rakip savunmanı yarattığı her boşluğu tüm oyuncularımız değerlendirebilir.
  • Şut tekniği, Hiç bir koç Fenerbahçe Ülker'in hiç bir oyuncusunu savunmada riske edemez. Ettiği an skor cezasını yer.
Futbol takımını uzun uzun yazmayacağım. Daha geniş bir sahada 11 kişi ile oynanan futbolda daha çok parametre var. Tabi ki basketbolda da var. İlk aklıma gelenleri yazdım sadece, oyunu benden iyi bilenler pek çok şey ekleyebilir. Gelelim tekrar Futbol takımımıza kısaca.
Cristian, Selçuk gibi oyuncular sadece savunma yapmak için sahaya çıkıyorlar. Alex, Semih gibi oyuncular ise sadece hücum için.  Daha başlarken, ince ince elemeden, kaliteli herhangi bir takıma kaybetmeye yeter bu.
Çünkü iyi bir takım hücumda ve savunmada size karşı  + 2  oyuncuya sahip. Yazıyı bitirebilmek için kabaca giriyorum,  mesela +-2 değil. Hepimiz izliyoruz, ne yazık ki futbol takımımızda + ve - ler çok çok daha fazla.
Maç anında her pozisyonda, doğru hareketi yapabilmek için farklı yeteneklere ihtiyaç var. Mesela bir forvet oyuncusunun, takım hızlı hücuma çıkarken, geniş alanda süratli olması lazım, rakip stoperlerden daha yavaş forvetlerle sahada iseniz pek çok hızlı atak şansını kullanmazsınız. Bu örnekten yola çıkarak, Antalya maçındaki 11'imize bakalım. Savunmada topu kazanan Emre Belezoğlu olsanız, topu hızlı bir biçimde aktardığınızda etkili bir atak olması için tek seçeneğiniz Niang. Semih ve Alex'e verdiğiniz top muhtemelen etkili bir atağa dönüşmeyecek. Niang markajda ise yan pas, geri pas ve riskli dripling seçenekleriniz var.
İşte bir -1 daha. Gerçekten ofansif olarak iyi bir takımı düşenelim. Bayern München hızlı hücuma çıkarken, hızla boşuk arayan, Klose, Gomis ve Müller' sahip. Bu oyuncular hızları ile ünlü oyuncular değil, ama topu aldıklarında kaleye kadar inebilecek  hıza da sahipler. Rakip defans oyun kurarken Klose ve Müller karşısında yürüyerek orta sahaya çıkabilecek bir stoper düşünebiliyormusunuz. Peki, Alex ve Semih'li Fenerbahçe'de durum nasıl,  stoperler kendiliğinden orta yuvarlakta.  Rakip takım geri pas yaptığı zaman orta yuvarlığımıza  yapıyor zaten.
Ben sayfalarca yazmayı seven biri değilim. Yukarıdaki örnekler ifade etmek istediğimi açıklamaya yetiyor.
En önemli oyuncularımızın, büyük teknik kabiliyetleri dışında, büyük teknik eksiklikleri var. Bu eksiklikleri ustaca yamayan Daum takımı sürekli potada tuttu ama bir sürü final kaybetti. Rekabet arttıkça zaaflarınız daha çok sınanır. Bazen örtemezsiniz.
Büyük beklentilerimiz, büyük potansiyelimiz var. Daha komple bir takımı hak ediyoruz. Üst düzey rekabetin olduğu liglerde, yaşayan en klas oyuncu olan Ronaldinho üzerine takım kurulmuyor. Soluğu Brezilya'da aldı.
Bu oyuncular kıymetsiz değiller. Çok önemli özellikleri var. Ama 35-40 maçta, birbirinden farklı 15-20 takıma karşı etkili olamazlar. Bazı maçlarda varlıkları sorun olur. Bu oyuncular, maç seçerek, maçta an seçerek kullanılacak kıymetli  çilingir oyunculardır. Onları asli unsur görüp üzerine takım kurarsanız, cezanızı çekersiniz. Bizim bu seneki cezamız belli, kupa gitti, Avrupa gitti, elde var lig. Eğer elde ise. Ben hala umutluyum, çünkü Türkiye liginde rekabet gelişse bile, takımı iyi kullanırsak üstesinden gelebileceğimiz seviyede. Hala umutsuzum çünkü, nedense ve nasılsa, takım Semih ve Alex'in aynı anda sahada olması üzerine kurulmaya çalışılıyor. Bunu sadece Zico döneminde zaman zaman görmüştük. Alex daha genç ve hızlıydı, Semih ise daha açtı. Artık Semih'te kendisini yıldız mertebesinde görüyor. Oysa yıldız takımdır.
Ancak Fenerbahçe taraftarı oyuncu olaraka ta yıldız ister derseniz. Yıldız oyuncu, yıldız takımdan çıkar. Feberbahçe taraftarının yıldız takımı da, yıldızı da var.  Akşam gururla izleyeceğiz. Huzurumuzda, Fenerbahçe Ülker ve Ömer Onan. Yine yaptıkları en iyi işi yapacaklar. Sonuna kadar mücadele, sonuna kadar dayanışma ve destek.

Aptalca bir yol vardır

25 Ocak, 2011

Haberlerde izledim ve üzüldüm. Efendim Alex, Semih ve Uğur'la gelecek sezon için başlayan görüşmeler, takıma moral, birlik ve beraberlik getirmiş. Sezon başında Aykut Kocaman tarafından, önümüzdeki sezon için sözleşmelerin, bu sezon ki performansa ve alınacak sonuca bağlı olduğu söylenmişti. Kuşkusuz Aziz Yıldırım'ın da görüşü böyle idi. Sonuç;
 Lig dışında tüm kulvarlar da başarısızlık, ligde ise umut vermeyen bir tablo.  Sezon başından beri nazlanan performans gösteren yıldızlar. Yok, yok itiraz etmeyin Alex iyi filan diye. Alex Ekim, Kasım, Aralık aylarında, takımın performans olarak iyi olduğu maçlarda etkili, sezon başında hiç yok ve Fenerbahçe'nin güçlük çektiği pek çok maçta hiç yok. Zaten açmaz burada, Alex'in artık verimli olması için takıma ihtiyacı var, bocalayan takımı, ayağa kaldırabilecek fiziksel gücü yok. Bu yüzden daha ekonomik kullanılmalı,  takımı taşıyan değil, takımı tamamlayan inceci bir çilingir rolünü ve bunun karşılığında makul bir kontratı kabul etmeli. Yönetim ve başkanın da istediği bu. Kaptan ise tacını bırakmak istemiyor. Maddi manada fedakarlık yapmak istemiyor. Yanında da bütün hocalrın hakkını yediğine, basın tarafından ikna edilmiş Semih var. İyi oyuncu, değerli oyuncu ama, çok büyük hedefleri olan Fenerbahçe'nin forvetteki büyük yıldızı değil. Kendisi ile çalışan tüm teknik direktörler böyle düşünüyor. Ama hepsinin kötü niyetli yada futboldan anlamadığına emin.
İşte bütün bunlar, bir takımın başarısız olması için yeter de artar. Yok ön libero yokmuş, yok sol bek kötüymüş. Bunlar hikaye. Takım içinde bazı oyuncular kendi derdinde. Kendini gizlemeden sosyal medyadan takıma yönetmeye çalışan kaptan bir tanesi. Bir de bizim görmediklerimiz vardır. Saman altından gidenler.
Vallahi sıktınız,böyle bir teknik kaliteye, deneyime ve kariyere sahip olacaksınız. Sonra böyle futbol oynayacaksınız. 3 yıldır şampiyonluğu kaçırıp, 4. yıl her şeyi kaçırıp, takıma her yıl katılan kaliteli oyuncuları ve hocaları maymuna çevirip, taraftarı mutsuz ettiniz. Ankaraspor'da harikalar  yaratan Özer, Kayseri maçların da durduramadığımız Mehmet, Twente'yi şampiyon yapan Stoch vasat oyunculara döndü. Ve diğerleri, hepsi kötü. Semih, Alex, Selçuk iyi. Eğer futbol oynasaydınız, bir takımla idman, kamp filan yapsaydınız, bir takımdan bir takıma transfer yapsaydınız, burada bir bit yeniği olduğunu anlardınız.
Bütün bu saçmalıklar ve atıl kapasiteye rağmen, hala şampiyon olabiliriz.  Bir teknik adam, bir yönetici ipleri eline almalı. Takımı, içerideki  kişi veya grupların yönetmesini engellemeli. Herkesi, severek yada üzerek hedefe yöneltmeli. Çıkarlarının ortak olduğunu onlara göstermeli. Kendi çıkarlarını, Fenerbahçe'nin önüne taşıyanların sonunun ne olacağını acımasızca göstermeli. Bu takımda ne operasyonlar yapıldı. Ne yıldızların kalemi bir toplantıda kırıldı. Disiplin ve sertliği anılan Aziz Yıldırım'ın bu dönemi ise, hocasına posta koyan sol bekin formasını geri alması ile hatırlanacak.
Muhtemelen,  eğer dipte değilsek Trabzon'u yeneceğiz. Çünkü böyle bir takım şampiyonluğu böyle kaçırmaz. Önceki sezonlarda ki gibi daha aptalca bir yol bulur.

Not: Sıradanbirblog okuyun okutturun.

Teknik adam bir telde, yönetim diğer telde

22 Ocak, 2011

Geldi sezonun 2. yarısı. Başarısız bir ilk yarıdan sonra hepimiz, onarım, umut ve moral bekledik. Çok iyimserdik. Spor gazetelerini, interneti dakika dakika izledik. Bu gün hala içimiz kıpır kıpır.  Hala umutlanıcak, coşucak bir şey arıyoruz. Takım kıpırdasa biz coşacağız. Onlar bir koşsa biz yüz inanacağız. Oysa taraftar gözlüğümüzü, yada gönlümüzü koyalım bir kenara, ne umut ne moral var ortalıkta.
Teknik adam bir telde, yönetim diğerr telde. Oyuncular kontrat peşinde.  Yeni Malatya maçı, kardı, buzdu tamam, Samsun maçının üstünden bir hafta geçmedi daha, siz herhangi bir ışık gördünüzmü? Ben ne gördüğümü yazayım sizlere. Sezon başından da kötü bir takım. Pek çok final kaybetmiş Daum takımlarının kötü bir versiyonu.  Daum'a saygısızlıkta etmek istemem. O genelde elindeki en iyi takımı bulur ve sahaya çıkarır, sonuna kadar şampiyonluğu takip ederdi. İnanıyorum ki Stoch elinde olsa idi, 2-3 ayda ona savunmayıda öğretir Vederson'un yerine kullanırdı. Dia'yı takım savunmasına adapte eder, Kazım'dan aldığı verimden daha iyisini alırdı. Mehmet Topuz, Özer Hurmacı nasıl takım için çalışan oyuncular olduysa, onları da adam ederdi. Nasıl hala bir efsane olan Hojdonk'u kenara alarak, Alex üzerine bir takım kurduysa, bu günde Alex'ten rol çalıp yeni bir yıldız parlatmaya başlardı. Yok Aykut hocaya değil tenkitlerim tek başına. Çünkü devre arası verilen tüm beyanatlar ve atılan adımlar gösterdi ki, takımı en az iki kişi idare ediyor. Çok başlılık kısa vadede bazı sıçramalar yaratabilir belki, ama orta ve uzun vadedeki sonunu biliyorum ben. Sonuç sezonun ilk yarısındaki istikrarsız takımdan da daha dalgalı daha istikrarsız bir takımdır. Yazı burada ,17 maç var.  Üzülerek söylüyorum; görüceğiz.. Kaçan balık çok büyük.  
Oysa yapmaları gereken şeyler ne kadar basit. Çok uzaklarda değil örnek. Aynı armanın altında. 
Birkaç maç Fenerbahçe Ülker izleseler, ne yapmaları gerektiğini görecekler. En kritik anlarda, hatalar yapan Maxim ve Erbil'i, teselli eden Lavrinoviç, Ömer ve Mirsad'ı göreceler. Sonra şut attığı için kızdıkları Stoch'un yüzündeki ifadeyi hatırlasınlar. Muhteşem bir kariyerden sonra bankta oturan Greer'in Twitter'den şurdan burdan hocaya sallayıp sallamadığına baksalar. Genelde 1 yııllık kontrat yapan basketbolculardan yönetimi basına taraftara şikayet eden var mı bir baksalar. Saha içinde birbirlerinin hatalarını kapatmak için nasıl çalıştığını bir görseler.
Bir sürü şey. 
Ama özeti kısa. Futbol ve İnternet sitemiz dışında herşey çok iyi idare ediliyor. Bütün taraftar kalbimle, umutlanmaya coşmaya çoktan hazırım. Alex, Emre, Özer, Gökhan veya Stoch, herhangi bir oyuncumuz yada oyuncularımız, fitili ateşleyecek performansları gösterseler, ben çoktan patlarım. Tüm taraftar patlar. Ama futbol takımımızda, inanç, adalet, birlik, beraberlik yok. Olsa yıldızlar parlar eninde sonunda. Biri olmazsa biri muhakkak parlar. Bizim yıldızlarımız kendini aydınlatamayan mumlara döndü. 
Son söz: ''Eşşeğin kuyruğunu tenhada kes''  bunu kimse duymamıştır sanırım. Aslı şu, kalabalıkta kesersen uzun oldu kısa oldu, bin fikir çıkar, basit bir iş çözülemez olur. Takımda böyle, işi bilen birine teslim et, oradan kes buradan kes diye karışma. Ama karışacağını da ilan ettin her platformda, işte bu yüzden bu sene olmayacak.

Not: Sıradanbirblog okuyun, okutturun.

Alex de Souza

12 Ocak, 2011

  • Sizce Gökay, bir premier lig takımı tarafından istenir mi? Basın Arsenal'in kendisini takip ettiğini söylüyor, bence doğrudur.
  • Sizce Yobo bir premier lig takımı tarafından istenir mi? Muhtemelen evet, orta ve alt sıralarda ki takımlardan birinde oynayabilir.
  • Sizce Gökhan Gönül bir premier lig takımından istenir mi? Bence de evet.
  • Sizce Lugano bir premier lig takımından istenir mi? Bence evet, en azından İtalya ligi takımlarından teklifler aldığını biliyoruz.
  • Sizce Stoch bir premier lig takımı tarafından istenir mi? Belki evet, belki hayır. Ama dünya kupasına katılmayı başarmış bir milli takımın 10 numaralı formasını genç yaşında almış durumda. Çok genç ve en azından Almanya'da bir kulüpte rahatlıkla oynayabilir.
  • Sizce Emre Belezoğlu premier ligde bir takım tarafından istenir mi? İlk macerası başarılı olmasa da, son iki sezon ulaştığı formla istenir muhtemelen.
Yoruldum, başka isim ve yorumlara gerek yok. Kalanların pek çoğuda kıymetli oyuncular. Onların önemli Avrupa liglerinde oynayıp oynayamayacağına siz karar verin.
Ama bildiğim ve gördüğüm şu, 34 yaşındaki Alex için önemli Avrupa liglerinde bulunan hiç bir kulüp 2 milyon dolar bonservis ödemez. Hiç bir takım kendisine 1,5 milyon dolardan daha iyi bir kontrat ödemez.
Lig tv sezonlar boyunca attığı golleri yayınlıyor, kaptan 2005-2006 sezonunda ki durumunu izlesin.  Pek çok kişi tarafından en iyi sezonunu yaşadığı iddia edilen hali ile karşılaştırsın. Araştırmaya devam etsin ve son 5 sezonda en çok para kazanan futbolcular listesine, bütün dünya kulüplerini kapsar şekilde baksın. Oradaki yerini görsün.Sezon başındaki formunu hatırlasın. Young Boys, Paok, Galatasaray, Beşiktaş, Gaziantep maçlarındaki performansını hatırlasın.Sahada ona en yakın bölgede oynayan oyuncuların, yalnız kalarak 2 stoper arasında nasıl ezildiğine baksın. Son yıllarda kaçan her şampiyonluıkta, kendisine değil de, etrafında oynayanlara fatura kesildiğini ve gidenlerin yerine gelenlerinde, yüksek tempolu rakiplere karşı aynı sonla karşılaştığını hatırlasın. Bir profesyonel oyuncu olarak en iyi kontratı yapmak istemesi normal, ama sanki böyle değilmiş gibi mesajlar ve tavırlarla kulübü zor durumda bırakmaktan vazgeçsin.  Önceki yıllarda takımımıza büyük katkılarda bulundu, büyük oyunlar oynadı, hepimizin kalbinde bir yeri var.  Ama geçmişteki katkıları ve muhteşem hatıralarına rağmen Alex'in son mesajlarını ve taleplerini asla makul ve mantıklı bulmuyorum. Tüm sosyal paylaşım ortamlarında kendisine büyük bir destek olduğunu görüyor ve cesaretleniyor. Ama sessiz ve sağduyulu çoğunluğu çok azımsıyor. Bazı spor gazetelerinde yapılan gitsin-kalsın anketlerinde terazi dengelenmeye başladı. Küçük hesaplar yapmasın,  çalışsın ve açıklamalarına dikkat etsin. Hepimiz tarafından gördüğü saygıyı, o da bizlere göstersin.  1 Milyon dolar az kazansın, az konuşsun, bir efsane olarak kariyerini tamamlasın. Yok ben daha para kazanacağım sizden fazlasını veren var diyorsa, tehdit etmesin, gitsin oyununu oynasın.
Fenerbahçe taraftarı da artık, ortadaki tüm iyi sonuçları mal ettiği kaptanının, kötü giden tüm sonuçların da önemli bir parçası olduğunu unutmasın.  Bazı oyuncular bir takıma katıldıkları zaman etrafındaki oyuncuların, performansları artar. Peki Alex'in etrafında oynayan oyuncuların performansının sürekli düşmesi ne olucak. Hadi 1-2 oyuncu tamam. Peki kaç kişi.
Artık yazı bitsin. Zamanında iyi yönetilmemiş bir oyuncunun kendi kendini tasfiyesini izliyoruz aslında. Ama arada olan takıma, diğer oyunculara ve taraftara oluyor.

Not: İlk defa bir yazı 9 kişi tarafından Facebook'ta beğenildi. İlkler basit de olsa çok hoş oluyor.

Zaman Akar, Zaman Geçer

13 Aralık, 2010

Fenerbahçe'yi takip eden iki yazarımızdan , iki küçük alıntı.


''Fenerbahçe kaybederken suçlu belli, Aykut Kocaman. Kazanırken kahraman belli, Alex de Souza. Bir camia bir oyuncuya bu kadar odaklanırsa başka bir sonuç olabilir mi? Alex 100 gol attı, 3000. golü attı, en çok oynayan yabancı oldu, tarihe geçti. Bu arada oyuncuya bağlı kalmayan, sistemler üzerine kurulu Trabzonspor 9 puan fark attı. 
Kocaman suçlu değil mi? Elbette suçlu.. Konya’da Alex’siz takımın sezonun en hızlı ve aktif maçını oynayıp hem de deplasmanda 4 gol attığı maçtaki düzeni bir daha denemedi.''

Altan Tanrıkulu/Hürriyet


''Tabelacıların, "Kazan da nasıl olursa olsun" diyerek, takım yerine performanslara teslim ettiği bir teknik adam oldu Aykut Kocaman. Ve o da, kendinden öncekiler gibi Alex'in yapacaklarına göre başarı çizgisini belirledi. Yine eski takım geldiği sahaya. ''
Gürcan Bilgiç/Sabah


Bunlara ne ilave olur bilmiyorum.  Belki kariyeri başarılarla dolu, futboluyla bütün dünyayı kendilerine hayran bırakmış, ama artık takımının merkezi değil bir parçası olarak kariyerine devam eden bazı yıldız isimleri ekleyebilirim.

  • Gigs; şimdi bayrağı Nani taşıyor. Tecrübesi artan Portekizli yıldız, önceki yıllara göre oldukça istikrarlı katkı yapıyor. 
  • Ronaldinho; Milan'daki çilingir rolünü İbrahimoviç'e kaptırdı. Sırası gelince kısa zamanda eşsiz klasını sergiliyor yine. O artık klübe de rezerv sihirbaz. 
  • Seedorf; genç Ganalı Boateng, muhteşem Hollandalı'nın rolünü oynuyor.
  • Klose; kariyeri gollerle dolu. Bazen 11'de görev alıyor. Ama o takımın bir parçası. Takım ona uydurulmuyor.
  • Oven, tecrübesi ile gerektiği zaman katkı vermek için hazır. Bayrak Roney'de.
  • Ballack, Deco, ikiside sakat.
  • Efsane Ronaldo, Corinthias'ta ufak ufak takılıyor.
  • Lyon ve Juninho, çoktan ayrıldılar.
Siz çoğaltın. Bir sürü büyük yıldız. Hiçbiri 34 yaşında iken, 20 milyon taraftarı olan bir takımın merkezinde olmayı başaramadılar. 
Birde şöyle bakalım:

  • Arsenel (Fabregas)
  • Chelsea (Drogba, Anelka, Mikel Obi)
  • M.U (Roney, Berbatov)
  • Lyon (Lisandro)
  • Milan (Zlatan)
  • İnter  (Sneijder) (Eto değil, Eto tamamlayıcı unsur)
  • Barcelona (Messi)
  • Real Madrid (C. Ronaldo)
Listede Drogba dışında 30 yaşını aşmış oyuncu yok. Ki mesele asla salt yaş değil. Mesele fiziksel direnç.


Bizim durumumuz ise şu. Bir sezonun yarısı çoktan geldi. Her kulvarda kayıplar var. Takımı eski günlerine taşıyacak oyuncular klübe de, yada Alex'in açığını kapatmak için daha fazla koşuyorlar. Fenerbahçe sezon başından beri rakip alanda bir eksik oynuyor. Ne zaman bu eksikliğin ortaya çıkmayacağı kordinasyonsuz bir rakip var, gelsin puan. Ne zaman direnç ve mücadele gitsin puan. 
Bunları yazdığım için Fenerbahçe yönetimine, Aykut Kocaman'a ve Alex'e çok kızıyorum.  Kıt bir öngörü bile bunu görmeli ve haftalar önce önlemini almalıydı. Bu gün ben yazıyorum, haftalar geçtikçe herkes yazacak, söyleyecek. Bir efsane böyle bir sonu hak etmiyordu.  Takımın merkezi değil parçası olarak sorumluluk alsaydı, hala müthiş katkılarını sürdürürdü. Katkı vermeye devam ediyor. Zarar vermeye de devam ediyor.


Sayın yönetim, sayın teknik yönetim. Biz büyük bir yıldız değil. Büyük bir takım istiyoruz. Zaten gerçek bir yıldız, ancak iyi bir takımda parlıyor. Messi ve Ajantin. Messi ve Barcelona.


Bu yazı bitti. Yarın için konu buldum.
Başkan şampiyon olmayan teknik adamı gönderdikçe, şampiyon olamıyoruz. Baş belası bir kısır döngüye girdik.



 
 
 

İzleyiciler