ömer onan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ömer onan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Fenerbahçe Ülker:84 Zalgiris Kaunas:85

16 Şubat, 2011

Bu takım bizi o kadar güzel şeylere alıştırdı ki, bu mağlubiyet çok acıttı. Vidmar ve Mirsad'ın yokluğuna, Ukiç'in yokluğunun eklenmesi yeterince kötüydü. Lavrinoviç ve Kaya'nın erken faul almasına, Zalgiris'in uzatmalar da  bulduğu şanslı sayılara, kariyerini red edercesine oynayan Oğuz'a gerek yoktu.  Bu maçlarda tecrübesini konuşturmasını beklediğimiz Saras'ta Oğuz'a eşlik edince, defalarca elimize gelen fırsatları değerlendiremedik ve kaybettik. Geçti gitti, sağlık olsun. Lakin pota altımızın hali hiç iç açıcı değil. Ribaunt yok, sayı yok. Anlamlı bir şey yok. Kaçırılanlar da kabul edilecek gibi değil. Umarım teknik heyet, benim bir yazı için bile bulamadığım çözümü bulur. devamı

Bayrak Ömer Onan'da

28 Ocak, 2011

Beklediğimizden çok daha zor bir maç oldu. Valencia gerçekten sert ve iyi mücadele eden bir ekip. Maçtan önce gelen bilgilerin aksine skor üretme konusunda da önemli oyuncuları var. Biz de en iyi günlerimizden birinde değildik.  Pota altı savunmasında ve ribauntlarda çok zayıf kaldık. Vidmar'ın sakatlığından sonra pota altı sertliğinde takıma katkı veren Kaya kötü bir günüde idi. Oğuz savunma ve ribauntlar da kötü, her zaman destek verdiği hücumlarda daha da kötüydü. Bütün yeteneğine ve taktik bilgisine rağmen, çabukluk ve sertlik konusunda 4 sezondur en ufak bir gelişme göstermeyen Oğuz, bu ısrarında devam ederse hedef büyüten Fenerbahçe Ülker'in bir parçası olarak kalmayı başaramaz. Hala genç bir oyuncu ve artık bunu fark etse iyi olur. Pota altındaki bu büyük boşluğumuzu fiziksel olarak Oğuz ve Kaya'dan daha güçsüz bir oyuncu olmasına rağmen, Mirsad doldurdu. Deneyiminin ve yeteneğinin her milimini sahaya döktü. Kötü oyununun farkında olup, zekası ve deneyimiyle direnmeye çalışan diğer oyuncumuz Darius'la beraber, pota altındaki kara deliği kapatamasa da bir hayli küçülttü. Darius çok eleştirilmesine rağmen, oyun aklını hiç kaybetmeyen bir oyuncu. Sahada katkı yapmanın bir şeklini pes etmeden arıyor ve toplamda faydalı oluyor.
Maçın zor geçmesinin diğer bir önemli sebebi, bu sezon Fenerbahçe Ülker'in kazandığı tüm önemli maçlarda başrolü kolay kolay bırakmayan Ukiç'in etkisizliğiydi. Yıldız oyuncumuz şaşırtıcı bir şekilde pota altına gitmedi ve hücumlarda topu Emir, Ömer ve Marko'ya bıraktı. Belkide benim göremediğim bir taktiksel sebebi vardı bunun ama  hücumlarımız da açığı kapatılması güç bir boşluk yarattı bu oyunu. Neyse ki, Ömer, Marko ve Emir, gerekeni yaptılar. Cesaretli ve saldırgan oyunlarıyla takımın hücumunu taşıdılar. Onlara, tecrübe ve klasın
sembolleri,  Mirsad ve Saras'da aynı arzu ile destek verdi. Ömer, Emir ve Saras bazı basit top kayıpları da yaptı. Ama hücumda pota altındaki oyuncularımızın bu kadar kötü oynadıkları bir günde zaman zaman risk alarak oynamak zorunda kaldılar. Yapmaları gerekeni yaptılar. Potaya gitmeliydiler, gittiler. Şut atmalıydılar, attılar. Pas vermeliydiler, verdiler. Hata da yaptılar, sayıda. Yıldız gibi oynadılar, yıldız gibi parladılar. Gittikçe zorlaşacak maçlar da oyuncularımız zaman zaman böyle güç anlar da yaşayacaklar. Akşam gösterdikleri karakter gelecek maçlar için bana ümit verdi.
Maçta olağanüstü bir performans gösteren Ömer Onan için, bu sezon çok övgüler yazıldı söylendi. Takımın lideri, takımın ruhu, karakteri, savunması süperdi gibi çok kıymetli övgüler. Hepsini defalarca hak etti. Bence almadığı ve çok hak ettiği başka bir övgü daha var. Diğerlerinden daha kıymetli değil, onlarla beraber daha kıymetli. Ömer Onan çok çok iyi bir skorer. Kritik anlarda çıkardığı inanılmaz sayılar, attığı yüksek yüzdeli şutlarla Ömer, Avrupa'nın en önemli skorerlerinden birisi oldu. Bir rol oyuncusu olarak başladığı kariyerini, büyük bir yıldız seviyesine taşıdı.  Gurur verdi, coşku verdi. Fenerbahçe Ülker Avrupa basketbolunda bir ihtilal yapmaya çalışıyor. Bayrak Ömer Onan'da.

Yıldız oyuncu, yıldız takımdan çıkar

27 Ocak, 2011

Fenerbahçe Ülker'in ve futbol takımımızın aynı saatlerde sahada olması, kupadaki tüm iddiasızlığımıza rağmen hoş değil. Biz takımımızın idmanını bile seyretmek isteriz.  Aksi mümkün değilmiydi bilmiyorum. Nasıl kısıtlar olabilir bilmiyorum. Futbolumuzu yöneten, yetkin olduğunu düşündüğümüz kurumlardan, daha iyi bir planlama beklerdim.
Sonucun iyi olması için, süreçteki herkesin işini iyi yapması gerekir. Sürecin sadece bir basamağında, işin sadece bir unsuru, yeterince iyi olmazsa, işte o kıyının kıyısı gelir, en olmadık zamanda karşına dikilir. Güzel bir tablonun tam ortasında ayarsız, ahenksiz, zevksizce durur. Her şeyi berbat eder.
Bu akşam sahaya çıkacak iki takımımıza basitçe bu gözle bakalım.
Fenerbahçe Ülker;

  • Savunma: takımda az veya çok süre olan tüm oyuncular, sahanın her yerinde, her zaman yüksek bir savunma çabası içinde.  Oynadığı anlarda kritik ve istikrarlı skor katkısı yapan Greer, savunmada iyi ve istikrarlı bir seviyeye ulaşamadığı için artık takımda değil. 
  • Fiziksel kalite: takımda tüm oyuncular pozisyonların gerektirdiği, fiziksel sertliğe ve hıza sahipler. Tabi ki bazıları daha hızlı ve güçlü, ama hepsi en üst seviyede ki maçlarda bile aksamayacak fiziksel kaliteye sahip.
  • Pas tekniği: takımda topu eline aldığında baskı yediği anda doğru arkadaşına bulamayacak hiç kimse yok. Top hücum seti boyunca hızlı ve staretejik bir biçimde dolaşıyor, boş ve doğru adamı buluyor.
  • Dripling: Uzun oyuncularımız bile topu yere başarılı bir biçimde vurabiliyorlar. Rakip savunmanı yarattığı her boşluğu tüm oyuncularımız değerlendirebilir.
  • Şut tekniği, Hiç bir koç Fenerbahçe Ülker'in hiç bir oyuncusunu savunmada riske edemez. Ettiği an skor cezasını yer.
Futbol takımını uzun uzun yazmayacağım. Daha geniş bir sahada 11 kişi ile oynanan futbolda daha çok parametre var. Tabi ki basketbolda da var. İlk aklıma gelenleri yazdım sadece, oyunu benden iyi bilenler pek çok şey ekleyebilir. Gelelim tekrar Futbol takımımıza kısaca.
Cristian, Selçuk gibi oyuncular sadece savunma yapmak için sahaya çıkıyorlar. Alex, Semih gibi oyuncular ise sadece hücum için.  Daha başlarken, ince ince elemeden, kaliteli herhangi bir takıma kaybetmeye yeter bu.
Çünkü iyi bir takım hücumda ve savunmada size karşı  + 2  oyuncuya sahip. Yazıyı bitirebilmek için kabaca giriyorum,  mesela +-2 değil. Hepimiz izliyoruz, ne yazık ki futbol takımımızda + ve - ler çok çok daha fazla.
Maç anında her pozisyonda, doğru hareketi yapabilmek için farklı yeteneklere ihtiyaç var. Mesela bir forvet oyuncusunun, takım hızlı hücuma çıkarken, geniş alanda süratli olması lazım, rakip stoperlerden daha yavaş forvetlerle sahada iseniz pek çok hızlı atak şansını kullanmazsınız. Bu örnekten yola çıkarak, Antalya maçındaki 11'imize bakalım. Savunmada topu kazanan Emre Belezoğlu olsanız, topu hızlı bir biçimde aktardığınızda etkili bir atak olması için tek seçeneğiniz Niang. Semih ve Alex'e verdiğiniz top muhtemelen etkili bir atağa dönüşmeyecek. Niang markajda ise yan pas, geri pas ve riskli dripling seçenekleriniz var.
İşte bir -1 daha. Gerçekten ofansif olarak iyi bir takımı düşenelim. Bayern München hızlı hücuma çıkarken, hızla boşuk arayan, Klose, Gomis ve Müller' sahip. Bu oyuncular hızları ile ünlü oyuncular değil, ama topu aldıklarında kaleye kadar inebilecek  hıza da sahipler. Rakip defans oyun kurarken Klose ve Müller karşısında yürüyerek orta sahaya çıkabilecek bir stoper düşünebiliyormusunuz. Peki, Alex ve Semih'li Fenerbahçe'de durum nasıl,  stoperler kendiliğinden orta yuvarlakta.  Rakip takım geri pas yaptığı zaman orta yuvarlığımıza  yapıyor zaten.
Ben sayfalarca yazmayı seven biri değilim. Yukarıdaki örnekler ifade etmek istediğimi açıklamaya yetiyor.
En önemli oyuncularımızın, büyük teknik kabiliyetleri dışında, büyük teknik eksiklikleri var. Bu eksiklikleri ustaca yamayan Daum takımı sürekli potada tuttu ama bir sürü final kaybetti. Rekabet arttıkça zaaflarınız daha çok sınanır. Bazen örtemezsiniz.
Büyük beklentilerimiz, büyük potansiyelimiz var. Daha komple bir takımı hak ediyoruz. Üst düzey rekabetin olduğu liglerde, yaşayan en klas oyuncu olan Ronaldinho üzerine takım kurulmuyor. Soluğu Brezilya'da aldı.
Bu oyuncular kıymetsiz değiller. Çok önemli özellikleri var. Ama 35-40 maçta, birbirinden farklı 15-20 takıma karşı etkili olamazlar. Bazı maçlarda varlıkları sorun olur. Bu oyuncular, maç seçerek, maçta an seçerek kullanılacak kıymetli  çilingir oyunculardır. Onları asli unsur görüp üzerine takım kurarsanız, cezanızı çekersiniz. Bizim bu seneki cezamız belli, kupa gitti, Avrupa gitti, elde var lig. Eğer elde ise. Ben hala umutluyum, çünkü Türkiye liginde rekabet gelişse bile, takımı iyi kullanırsak üstesinden gelebileceğimiz seviyede. Hala umutsuzum çünkü, nedense ve nasılsa, takım Semih ve Alex'in aynı anda sahada olması üzerine kurulmaya çalışılıyor. Bunu sadece Zico döneminde zaman zaman görmüştük. Alex daha genç ve hızlıydı, Semih ise daha açtı. Artık Semih'te kendisini yıldız mertebesinde görüyor. Oysa yıldız takımdır.
Ancak Fenerbahçe taraftarı oyuncu olaraka ta yıldız ister derseniz. Yıldız oyuncu, yıldız takımdan çıkar. Feberbahçe taraftarının yıldız takımı da, yıldızı da var.  Akşam gururla izleyeceğiz. Huzurumuzda, Fenerbahçe Ülker ve Ömer Onan. Yine yaptıkları en iyi işi yapacaklar. Sonuna kadar mücadele, sonuna kadar dayanışma ve destek.

Ömer Onan

02 Aralık, 2010

Nerden nereye. 
Ömer'in kariyeri ve gelişimi sadece sporculara değil herkese hayatın anlardan oluşan bir yol olduğunu hatırlatabilir. Tuğla tuğla örersiniz. Sadece ilk tuğlalara bakanlar, duvar ustasının neler hayal ettiğini bilmezler. Ve sadece hayel yetmez. Her tuğlayı en iyi şekilde örmek, emek ve sabır ister.
Aşağıda 2002'den başlayarak yıllar içinde yapılan Ömer değerlendirmeleri var. Kaynak ekşi sözlük.

·  çok kötü şut atar, field goalunun yüksek olmasının bir sebebi, acaaip hızlanarak attığı kolay turnikelere bağlanabilir.
(cemshid, 08.12.2002 01:13)

 paylaş 

ftwsuff
 ·  zaman zaman gösterdiği harika müdafa anlayışını ve süratini takdir etmekle beraber bir shooting guard için kötü ve dengesiz şutlara sahip olduğunu düşündüğüm basketbolcu.
(quisalas, 01.10.2003 16:31)

 paylaş 

ftwsuff
 ·  2001 avrupa basketbol şampiyonası çeyrek final maçında hırvatistana karşı double digit sayılarla gerideyken oyuna girip damir mulaömeroviçe kelepçeyi vurup maçı çevirmiş, saygımızı kazanmıştır. o gün bu gündür hatırlanacak bir maç oynamadı o başka.
(kelepir, 11.12.2004 14:17)

 paylaş 

ftwsuff
ftwsuff
 ·  bugün itibariyle ülkerspor forması giyecek basketbolcu..hızlıdır,hırslıdır başka da bir halt yoktur bu adamda.zaten öyle olmasa efes bu adamı bırakır mıydı onu düşünmek lazım.efes serisinde aşırı gaza gelmiş,kendimi kanıtlıcam derken eline yüzüne bulaştırmıştır.standartını da buldu ama,türkiye'de basket oynayıp da ülker forması giymeyen oyuncu kalmadı sanırım bu transferle.
(evanborn, 17.06.2005 20:41)

 paylaş 

 ·  ....sizin takım savunmadadır,sahanın bir yarısında 10 kişi kıyasıya mücadele ediyordur topa sahip olmak için.
karşı takım şut atar,girmez, pivot topu eline alır, guarda verir -o anda ömer orta sahayı geçmiştir bile- pası aldığında geri kalan 8 oyuncu hala sizin sahadadır, kalan 1 oyuncu diğerlerine göre nispeten hızlıdır ve ömere yetişmeye çalışacaktır. ancak başarılı olamaz, ömer son hız potaya ilerleyip yumuşak bir sağ turnike yapar.
sayı olur,o anda yarı sahanıza baktığınızda hala geri dönemeyen bir kaç kişi görebilirsiniz...

lakabı gibi tam bir dinamittir ömer onan. fitili yakar bırakırsınız,illaki bir yerde patlar * *
(kojiro, 15.12.2006 11:21 ~ 11:22)

 paylaş 


·  drew nicholas`in belalisi
(kalimantan96, 27.11.2007 01:35)

 paylaş 

fenerbahçe basketbol takımından alacağınız ilk oyuncu.kısa skorer(1-2 hatta 3 numara farketmez) savunmasıyla olsun ,fast breakleriyle olsun ,takımın hücumda işlemediği anlarda içeriye girmekten çekinmemesi olsun takım o anda neye ihtiyaç duyarsa verebilen bir oyuncu.ve bunu sadece profesyonel bir oyuncu olarak değil takıma gönülden bağlı bir oyuncu olarak yapar.

kıskandığım az sayıda fenerbahçeli sporcudan biri.

(maybe on board, 22.11.2010 22:44)
ftwsuff












oyunda kaldığı her saniye boyunca takımına maksimum katkı sağlayan basketbolcu. savunma yaptığı adamların az ya da çok sayı atmasından çok bu gözüme batıyor ömer'i izlerken. basketbolu severek oynuyor, mecburiyetten değil gibi.
(servicio, 24.11.2010 21:06)

 paylaş 






12 dev adamın hırs küpü. ömer 32 yaşında ama 18 yaşında basketbola yeni başlamış oyuncudan bile çok koşuyor, mücadele ediyor, savaşıyor. tribünlerde hep söyleriz; ''arman için oyna, forman için oyna, bizim için oyna, ölümüne oyna'' işte ömer onan'ın ruhuna sahip oyuncular için yazılmıştır bu tezahurat. taraftarınla birlikte savaşmaya devam et ömer. 12 dev adamın bayrak adamısın.
(kent yorgunu, 12.09.2010 15:05)

 paylaş 


ftwsuff
·  11:42 dakikada 27 sayı atarak "yok artık ömer onan" dedirtmiştir. iverson'ın gazı ömer'i uçurmuş herhalde
(chopstick, 31.10.2010 15:39)

 paylaş 


ftwsuff
Ve sayfalarca uzar, okuması tekrarlar yüzünden sıkıcı olur. Ama çok kötü şutörden gelinen yer, ''yok artık Ömer Onan'dır. En son nokta için, akşam ki maç sırasında atılmış bir kaç tweet'i de ekleyeceğim.

BURAK UYSALOĞLU

ömer Onan Sinan Erdem'de evinin arka bahçesindeki potaya atar gibi rahat atıyor... Bu salon iyi oldu :)
serafeddin

FB Ülker - Zagreb maçında Ömer Onan şov var
Serhat Göcmen

Omer Onan savunma yapiyor, aliyor veriyor, atiyor nerdey se 1 alex adeta. ama
 
Nuri Kalyoncu

ömer onan naptı öyle ya
Sizde yorumlarınızla devam edebilirsiniz.

Not:Çok zor, böyle bir oyuncu için yazı yazmak çok zor.
Not1:Lütfen İBB Spor maçı ile ilgili ankete katılın.
Not2:Diğer yayınlara göz atmak isterseniz ana sayfaya geçebilir yada sağ altta popüler yayınlara bakabilirisniz.
Teşekkür ederim.

Aykut Kocaman: Temmuz-Aralık

26 Kasım, 2010

-Bir sezon anların toplamıdır. Posizyon, pozisyon. Pas, pas. Şut, şut. Depar, depar. Omuz, omuz. ......

Aykut Kocaman'ın ilk 5 ayına kısaca göz atalım hep beraber.
Önce Young Boys, Sonra Paok'a elendik.
Trabzonspor' a deplasmanda yenildik.
Kayserispor ve Gaziantep karşısında kötü oynadık ve yenildik.
Anakaraspor'a kupada ağır bir şekilde yenildik.
Bursaspor'la berabere kaldık.
Kendi sahamızda Galatasaray'la ve Beşiktaş'la berabere kaldık.
Diğer maçlarımızda göze hoş gelen bir futbol oynadık ve rahat kazandık.
13. hafta liderin 6 puan arkasındayız ve 4.'yüz.
Saha sonuçlarımızı  en hafif tabirle ''yeterince iyi değil'' şeklinde yorumlayabiliriz.
Ancak oynadığımız yaklaşık20 maçta sadece Young Boys, Gaziantep ve Kayseri maçlarında çok kötü bir futbol gördük.
Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon ve Paok karşısında bir kaç pozisyon daha dikkatli,daha şanslı daha iyi olsa idik, şu anda çok daha iyi bir bilanço ile karşılaşabilirdik.
Büyük bir takımsanız, ekibinizin tüm fertleri yüksek bir,profesyonel bilinçte olmalı. Çünkü kocaman bir sezon anların toplamıdır.
-Stoch kırmızı kart görmeseydi
-Dia o golü kaçırmasaydı
-Bilica en iyi maçlarından birini çıkarırken, kendisinden 30 santim kısa bir adama o kafayı vurdurtmasaydı
............
Yazar, anlatır, tartışır, konuşur dururuz.
Biz -milyonlarca taraftar- bunları yaparken , takım her pozisyonda, her anda en iyisini yapmak için çalışmalı. Bunun için kendini teknik ve mental olarak geliştirmeli.
Yazıya buradan devam etmeyi bırakıcam. Buradan devam etmeye ilk yarı sonunda değerlendirme yaparken devam edicem.
 Aldığımız bu sonuçları etki eden bazı faktörleri hatırlayalım.
Geçen sezonların en istikrarlı oyuncularından Lugano takıma geç katıldı.
Lugano'suz Bilica ağır sorumluluğu kaldıramadı ve futbol olarak en çok lazım olduğu dönemde geriye gitti.
Yobo,takıma transferin son günü katıldı.
Takım için kilit önem taşıyan santrofor transferi çok geç kaldı. (Sizce Niang ve Yobo sezon başında kadroda olsaydı bilanço ne kadar değişirdi?)
Özer Hurmacı sakatlandı.
Selçuk Şahin sakatlandı.
Guiza ameliyat oldu.
Emre Belzoğlu sezon başı kampında sakatlandı. Çok kritik bazı maçlarda sakatlanarak takımı maçın yarısında veya maçlarda yanlız bıraktı.
Cristian ve Santos 6 + stresi ile katkı veren oyuncular olmaktan çıktılar.
Ofansif anlamda çok önemli katkılar verebilen Dia sezon başı sakatladı ve Avrupa'daki maçlarda destek veremedi.
Aklima gelen bir kaç iyi şeyde eklemek isterim.
Aklıma gelen en güzel şey Gökay ve Okan.
Çok yüksek potansiyelleri ile gelecek ve cesaret veren Stoch ve Dia.
Mental ve teknik olarak muhteşem iki transfer Niang ve Yobo.
Kariyer zirvesi futbola ulaşan Emre Belzoğlu.
Yavaş ama sürekli gelişen Mehmet Topuz.
Cesur yürek Gökhan Gönül.
Hoca ile girdiği sürtüşmeyi, futbolunu geliştirmek için kullanan Alex. (Aykut Kocaman'ın Alex hakkındaki değerlendirmelerine katılıyorum. Fenerbahçe'de süperstar olmak için daha çok pozisyonda sorumluluk almalı.)
Ve muhteşem goller.
Sonuç; fırsat ve riskler, sevinç ve hüzünler, iyi ve kötüler yan yana. Takım an, an savaşmaz ise olumsuzlar artıcaktır.
Yıllarca an, an savaşmanın sembolü de Fenerbahçeli aslında.
Kimmi ?
Ömer Onan.

Avrupa basketbolunun baş rolüne 2

25 Kasım, 2010

Dün bütün Fenerbahçeliler için harika bir gündü. Bu acemi blogcu için ise şanslı bir gündü. Acemi blogcu dün yazısına, ''Avrupa basketbolunun başrolüne'' başlığını atmıştı. Sonra ne oldu. Basketbolun kraliçeleri Avrupa'ya ilk mesajını verdiler:
''En güçlülerininizi evinde yenebiliriz.''
Maçın büyük çoğunluğunda kontrolü ellerinden hiç bırakmadılar. Oyunlarının gücünü gerektiği kadar yükselttiler.
Rakiplerimiz, kraliçelerimizin artı bir vitesi daha olup olmadığını bilmiyorlar. Bunu öğrenmeleri için daha iyi oynamaları gerek. İstanbul'da yeni bir amazon hanedanı var. Avrupa şampiyonu olabilirler. Olamayabilirler. Ama şampiyon olmak için, İstanbul'da ki kraliçeleri aşmak gerek.
Maça gelirsek. Hepsi muhteşemdi. Birsel ve Diana daha muhteşemdi. Diana daha muhteşemdi. Dünyanın en iyi bayan basketbolcusu ne kadar iyi olabilir? Limit performans nedir? Akşam izlediğim performans muhteşemdi. Ve bana şunu düşündürdü. Eğer takım arkadaşları rekabette sonuna kadar giderseler, Diana'nın oyununun limiti yok. Gerektiği kadar olağanüstü oynar.
Basketbolun kraliçeleri, teşekkürler.
Ve sonra ne oldu.
Cesur yürekler: Fenerbahçe Ülker.
Ukiç, Oğuz, Mirsat, Kinsey öne çıkanlar. Ama başrölde tabiki takım var. Takım. Takım. Takım. Takım.
Bu takım kendini daha da geliştirirse ilk 4 yapabilir. İlk 4 yapan her şey yapabilir. Bu tabiki o kadar kolay  değil. Ölüm kalım maçlarında, hem takım olarak, hem bireysel olarak, hemde tüm oyuncular, en iyi seviyelerine çıkmalılar.
Oğuz, Emir çok önemli. Bu iki genç oyuncu da, daha bir kaç vites yukarı çıkabilirler. Daha istikrarlı, daha güçlü ve daha hızlı olmalılar.  Hadi aslanlar, cesaret ve azimle devam.
Ve son söz. Fenerbahçe Ülker bu yıl yapamayabilir. Ama Avrupa basketbolunun zirvesi Fenerbahçe Ülker'i bekliyor. Bizde oraya gidiyoruz. Taraftar, takım,camia.

Avrupa basketbolunun başrolüne

24 Kasım, 2010

Fenerbahçe Ülker'in Euroleague deplasmanlarına kesin favori olarak gideceği dönemler de gelicek. Bizi her maçta gururlandıran bu ekibin, bir basamak daha üst seviyeye çıkabilicek insan kaynağına sahip olduğuna inanıyorum. Şu anda ulaştığımız seviye, final four adayı, saygı duyulucak bir takım. Oysa bu takım, final four a katılması kesin görülen, şampiyonluğun favorisi ekiplerden biri olabilir. Ve istikrarlı bir şekilde burada kalarak İstanbul'u, Avrupa basketbolunun merkezlerinden biri yapabilir. Bu seviyeye çıkabilicek insan kaynağı var derken kastım oyuncu kalitesi değil, - bu oyuncular çok karakterli ve yüksek potansiyelli harika oyuncular- ama ben yönetici kalitesinden bahsediyorum. Lider kalitesinden bahsediyorum. Teknik ekibin deneyim ve karizmasından bahsediyorum.
Kast ettiğim kişiler;
-Aydı Örs
-Neven Spahija
-Ertuğrul Erdoğan
-Damir Mrsiç
-Ömer Onan
-Mirsat Türkcan
Son iki isim sizleri şaşırtmış olabilir. Ama ben Fenerbahçe Ülker tarihinin bu günlerden daha parlak dönemlerinde, son dört isimden en az ikisinin yönetici olarak- teknik ve idari anlamda-  yer alacağına inanıyorum. Fenerbahçe Ülker'i  istikrarlı olarak Avrupa'nın en büyük dört kulübünün  arasına sokacaklarına inanıyorum. Gelecek 10 yıl Fenerbaheçe Ülker açısından zirve ve tarih vadediyor. Her türlü insan kaynağına ve teknik alt yapıya sahip bu klüp, dilerim Aydın Örs'ün ufkuna emanet edilir.
Aydın Örs,
sporcu olarak çok tecrübeli,
rol model olarak kusursuz,
teknik ve idari sorumluluklar için genç ama gelecek vadeden,
bu kıymetli insanlarla Fenerbahçe Ülker'i Avrupa basketbolunun zirvesine taşıyacaktır.
Taraftarlarını her maç, hatta her pozisyon gururlandıracak mücadeleyi vermeyi, karakter edinmiş bu takımı sonuna kadar izleyeceğiz. Bu akşam zorlanabilirler. Kaybedebilirler. Ama yine gurur duyacığımız bir mücadele vericekler.. Yazıyla alakasız ama yazmadan edemeyeceğim. Vidmar'ın yeri asla dolmaz. Teknik olarak ve basketbol olarak dolar. Karakter ve ruh olarak çok zor. O sessiz sakin, genç bir kraldı. Bu sezon ondan mahrum olmak büyük bir haksızlık. Umarım ve dilerim kariyeri boyunca yaşadığı son sakatlık olur.

 
 
 

İzleyiciler