gökay iravul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gökay iravul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gökay'ın oynamaması saçmalık

04 Şubat, 2011

Topu ayağınıza aldığınızda, şut atarsınız, dripling yaparsınız, pas atarsınız. Şut için kaleye yakın olmalısınız, ve kaleyle aranızda rakip olmamalı. Dripling için karşınızdaki oyuncudan güçlü olmalısınız, top kontrolünüz iyi olmalı, yine de gelebilecek yardım, driplingi kesmenize veya top kaybına sebep olacaktır. Oyunu kaleye şut çekmek için oynarsınız ama, topu rakipten korumak ve şut noktasına getirmek önemli. Rakib  buna mani olmaya çalışacak. Sahaya yayılmış 10 kişi topu  almak ve kalenize yaklaştırmak isterler. İşte bu 10 kişiden topu korumak için pas atmalısınız. Takımımızda ki diğer 10 kişiye pas atmalı ve tekrar pas almak için pozisyon aramalısınız. Maç boyunca defalarca, sağa, sola, ileri, geri sınırsız seçenekte, oyuna ve ana göre koşular yapmalısınız.  Basit ve sıkıcı bir şekilde yazmaya çalıştığım şeyi iyi uygulayan takımları izlemeye doyamıyoruz. Bizde bu işi çok iyi yapan bir genç oyuncu var. Sahada olduğu zaman,  pas için doğru pozisyona ulaşma konusunda herkesten çok daha  fazla başarılı. Hemen herkesten iki kat fazla pas alıyor ve topun oyun alanında akıcı bir şekilde yer değiştirmesini sağlıyor. Oynadığı zaman takımdaki diğer arkadaşları daha başarılı oluyorlar. Sahada olunca en az 7-8 takım arkadaşının performansını %10 dan fazla arttırıyor.  

İzleyici olarak benim için sorun burada başlıyor. Çünkü bu genç adam, hala takımımızın ilk 11'ine yerleşemedi. Yeni açıklanan ümit milli takımımızın da kadrosuna uygun görülmemiş. Çağrılan kardeşlerimize haksızlık etmek istemem ama, bu saçmalık. Gökay'ın Fenerbahçe'de ilk 11 oynamaması ve en azından ümit milli olmaması saçmalık. Bazı oyuncuların yetenekleri ve oyun anlayışı takımı yükseltir, bazılarının yetenekleri ve oyun anlayışı ise kendini ön plana çıkarır. Özellikle büyük takım için ilk seçenek makuldür. Takımın tamamının ön plana çıktığı bir oyunu değil, yıldızların taşıdığı bir takımı tercih edenler için, son uzun sürmez. Takımın ön planda olduğu, Gökay gibi oyuncuların arttığı takımda da yıldızlar olabilir. Oyunu Gökay gibi oynadıkları sürece sorun olmaz, ekstra yeteneklerini göstermek için takım onlara pek çok fırsat verecektir.
Peki bizim halimiz nedir. Gökay yedek, Alex sahada. Raşit hocaya, Aykut hocaya sorsan, daha genç zamanı gelecek filan derler. Bence sizlerin hocalığı için geç olmaya başladı. Çünkü sizler de henüz takımı, oyuncuların önüne çekecek vizyon ve cesaret yok.

Karabük'te kritik performans

05 Aralık, 2010

Emre Belezoğlu
Kariyerinin en iyi sezonunu yaşıyor. Bu sezon sahada bulunduğu her maç çok iyiydi. Oyun için her türlü insayitifi alıyor. Defansta çok sert ve güçlü, ofansta çok klas. Sahanın her yerini görüyor. Pasla veya driplingle orta alanı çok hızlı geçiyor. Şut ve plaselerle goller buluyor.
Ancak riskler var.  Fenerbahçe takımında sezon boyunca ofansif olarak istikrarlı iki oyuncu var. Niang ve Gökhan Gönül.  Ne yazık ki diğer oyuncularımız, ofansif anlamda Gökhan ve Emre'yi istikrarlı bir şekilde desteklemiyorlar. Zaten, ofansta diğer oyuncularımız da iyi oynarsa, rahat galibiyetler alıyoruz.
Oynamazlarsa, Emre ve Gökhan kritik top kayıpları yapıyorlar. Kontrataklarla karşılaşıyoruz. Oyun kendi alanımıza yıkılıyor. Ve puan kaybediyoruz.
Bütün bu gerekçelerle bu gün Emre'nin yanında Gökay'ı görmek isterim. Gökay oyunu alıp götürücek seviyeye gelmedi daha, ama oyun anlayışı, sakinliği ve sürekliliği ile Emre'nin performansını yükselticektir. Mental olarak takımdaki en istikrarlı oyuncuların başına rahatlıkla yazılabilir. Daha bir kaç maç oynadı, bu kanıya nasıl vardın diye düşünebilirisiniz. Şurdan vardım. Oynadığı maçların her dakikasında aynı seviyede oynadı. Kim sıkışırsa ona yaklaştı. Prese rağmen topu korudu. Müsait birine verdi ve geri aldı. Sisteme akışkanlık sağladı.
Gökay'ın oynamadığı, Alex'in kaybolduğu, Stoch'un sertlikten bezdiği, Cristian'ın içine kapandığı dakikalar yaşayabiliriz akşam.  Sezon boyunca yaşadık bunu. O zaman senaryo aleyhimize dönüyor. Niang ileride eziliryor, Gökhan ve Emre sinirleniyor. Göz göre göre puanlar gidiyor. Umarım bu akşan bunu yaşamayız.
Son söz.
Alex, Semih, Stoch, Dia  zaman zaman çok iyi oynuyorlar.  Ancak sezon onların kaybolduğu maçlarda, yada anlarda kaybettiğimiz puanlarla dolu. Büyük takım sadece büyük teknik becerilerle yetinemiyor. Büyük takıma her maç saldıran ve savaşan, istikrarlı yıldızlar lazım.
Bu akşam ve gelecek tüm maçlarda, her topun ve her pozisyonun hakkını veren bir takım seyretmenizi diliyorum.

Gökay İravul

30 Kasım, 2010

Şöyle bir göz attım sanal alame. Fenerbahçeliler genç oyuncularını nasıl görüyor diye.
Facebook'ta hayran sayfası daha şimdiden 9000'lere yaklaşmış. İnanın oldukça önemli bir rakkam.  Mesela Stoch için açılan sayfaları ikiye katlamış. Fenerbahçe taraftarının yazdıklarında şunu gördüm, sanki herkesin öz kardeşi bu çoçuk. Öyle seviyorlar. Bu sadece futbolla açıklanamaz. Bazı insanlar daha çok sevilir. Herkesin ailesindeki en terbiyeli, en çalışkan çoçuk gibi sevmişler bu çoçuğu. Muhtelif sözlüklerde hakkındaki girişlerden, Facebook hayran sayfasına yazılanlardan, hakkındaki haberlere yapılan yorumlardan rahatlıkla görebilirsiniz bu sevgiyi.
Futbolu hakkında yazılanlara gelince;
daha şimdiden, tecrübeli Baroni ve Topuz'dan faydalı olduğunu düşünen çok taraftar var. Defansif performansı konusunda yorumlar çok olumlu. Her açığı kapadığı ve pas trafiğini kestiği hakkında görüşler var. Takımın topu ayağında tutmasına katkı verdiği, herkese yardıma gittiği, basit ve tektop oyunu ileriye doğru oynayabildiği düşünüyor taraftarlarımız.
Tabiki dilek ve temenniler var.
Taraftarlarımız Gökay'ın şımarmamasını ve çok çalışmısını istiyorlar en fazla.Xavi ve İniesta'nın maçlarını izlemesini dileyen ve öneren de var. Hızını ve gücünü geliştirmesi gerektiğini düşünüyorlar. Oynadığı son oyunlara bakarak, pas alışverişinde sahanın bütününü kullanması gerektiğini düşünen dikkatli bir futbolsever vardı gezdiğim yerlerin birinde.
Ben de bir kaç satır yazmak isterim.
Yukarıdaki görüşlerin ve temennilerin çoğuna katılıyorum. Bende çok sevdim bu çocuğu. Özellikle İBB maçındaki performansı çok çok iyi idi. Kısa vadeli en önemli beklentim, İBB maçındaki performansını koruması ve istikrarı yakalamasıdır. Oynadıkça tecrübesi artıcak ve bu güne kadar sunmadığı bazı yeni hediyeler sunucaktır bize. A2 takımında 51 maçta 10 gol attığını düşünürsek, oyununu daha geniş alanlara taşıyabildiği sonucuna varabiliriz. Her 5 maça 1 gol. Bu oran mesela Emre Belezoğlu'nun ulaşamadığı bir oran. Milli takımda sağ bek olarak oynadığı maçlar var. Buradan da, gerektiğinde daha sert ve dirençli olacağına dair bir çıkarım yapabiliriz. Takımda kalıcı olmayı başardıkça bohçasından yeni ve güzel süprizler bekliyorum.
Taktiksel oyun bilgisi, iyi alt yapı eğitimi ve yeteneğiyle çok önemli bir genç oyuncu bulduk sonunda.
Umarım zaman onun için iyi yerlere akar.

Not:Lütfen İBB Spor maçı ile ilgili ankete katılın.
Not2:Diğer yayınlara göz atmak isterseniz ana sayfaya geçebilir yada sağ altta popüler yayınlara bakabilirisniz.
Teşekkür ederim.

İbb maçından sonra

28 Kasım, 2010

Maçtan sonra yazılanlara çizilenlere baktım.  Tabiki Fenerbahçeliler daha güzel şeyler bekliyor takımından. Pek çok kişinin işaret ettiği farklı noktalar var takımı gelişimi ile ilgili.
Caner'in yeterli bir solbek olmayacağını düşünenler var.
Niang'ın erken çıkarılması gerektiğini düşünenler var.
Alex'in oyunda kalması gerektiğini düşünenler var.
Halis Özkahya'nın Alex'i oyundan atması gerektiğini düşünenler var. (Neil ve Elano çok daha sertlerini yaptığında meydan da değildilerdi. Ancak Neil ve Elano yaptığında ve kart görmediğinde bizimde canımız yanmıştı. Böyle bir müdahale kaptana yakışmadı bencede)
Gökhan Gönül'ün oyununu harika bulanlar var.
Gökhan Gönül'ün son haftalarda gördüğü gereksiz kartlara dikkat çekenler var. (Uğur Meleke)
Gökay ve Cristaian'ı maçın en önemli performasları olarak gören bir çok kişi var.
Mehmet Topuz'un istikrarına ve mücadelesine dikkat çekenler var.
Stoch'un istikrarsızlığına dikkat çekenler var.
Pek çoğuna katılıyorum aslında.
Ama Alex değişikliği bence, zamanında ve hatta biraz geç yapıldı. Alex oyundan çıktıktan sonra, oyunu dengelediğimiz, penaltı kazandığımız ve oyunu rakip alana yığdığımızı göz ardı etmemek lazım. 45 ve 68'inci dakikalar arasında ise oyunu tamamen kaybetmiştik. Bu hamle olmasaydı muhtemel bir Antep maçı yaşayabilirdik.
Cristian ve Gökay'ın yarattığı sertliğin maçın lehimize bitmesinde en önemli faktör olduğuna kesinlike katılıyorum. İkiside çok çok iyi oynadılar. Niang, Alex ve Stoch daha iyi performans sergileseydiler. Gökay ve Cristian'ın akşamki oyunları çok rahat bir galibiyet almamıza yeterdi.
Onarılıcak ve çalışacak daha çok şey var. Ama potansiyelli bir takımımız var. Her hafta üstüne koyarak ilerlemeleri, hepimizin temennisi.
Klasik son.
Bir sezon anların toplamıdır. Posizyon, pozisyon. Pas, pas. Şut, şut. Depar, depar. Omuz, omuz. ...... 

Not: Değerli okuyucu lütfen yandaki anketi doldur. Blog yazarı okuyucuların maç ve oyuncular hakkındaki görüşlerini çok merak ediyor.

İBB:0 FENERBAHÇE:1 Maç sonu yazısı -1

27 Kasım, 2010

Maçtan yaklaşık 11 saat önce ''Bu gün kazanacağız'' diye bir yazı yazdım. Belediye, Trabzonspor ile beraber ligdeki en formda takımlardan biri.  Böyle bir şey yazmak pek çok risk içeriyordu. Ama taraftarca bir inaçla yazdım. Ve kazandık. O kadar mutlu değilim.  Buca maçındaki coşkudan mutluluktan eser yok. Ben taraftarım. Takımıma karşı genellikle çok olumlu yaklaşırım. Çabucak umutlandırabilir, mutlu edebilir beni Fenerbahçe. Ama bu akşam çok zorlu bir maçı kazandığımız halde, o kadar mutlu değilim. Takımımızda oturması ve gelişmesi gereken çok şey var. Oyuncularımızın bazılarının maç performanslarını kestirmek mümkün değil. Ama burası Fenerbahçe. Bu takımda forma giymek böyle ucuz değil. Fenerbahçeli oyuncu sahada oldumu, o hafta ne vereceğini kestirebilmeliyiz. Bir alt limiti olmalı, o alt limit bir hayli yukarıda olmalı ve onu sahada olduğu sürece vermeli.
Alex.
Geçen hafta harikalar yaratan kaptanımız, biraz sertleşen bir  maçta yine oldukça etkisiz. Çok az topla buluşuyor ve çok durağan. Neyseki gol noktalarındaki tecrübesini ve gücünü bu gece bize gösterdi. Ancak orta saha ile forvet arasında, top almalı, mesafe kat etmeli ve etkili paslar dağıtmalı. Rakip yarı alanın orta ilerilerinde Niang'ı çok yalnız bıraktı.
Niang.
Maç boyu çok arzulu ama yeterince güçlü değildi. Daha da kötüsü güçsüzlüğü ve kötü oyunu moralini bozdu.  Niang'ın sahadaki mutsuzluğu ileriki maçlar için önemli bir risk. Bu günkü kötü performansı ile bile, takımın ofans alanında en çok sorumluluk alan oyuncusu.
Gökay.
Bu gece aldığımız 3 puanın 1'ini rahatlıkla Gökay'a yazarım. Maç boyu arı gibi çalıştı. Taktiksel görevini tam olark kavramış. Kapasitesini çok iyi biliyor. Oyunun her dakikasında istikrarlı bir katkı verdi.
Bu gece çok umut verdi.
Cristian.
Fenerbahçe taraftarına barışmak için elini uzattı. 3 puanın 1'ini de rahatlıkla ona veririm. Gökay ve Mehmet Topuz'la beraber, Fenerbahçe'yi geçen seneki sertliğine taşıdı. Goldeki katkısı çok yüksekti.
Maçla ilgili detaylı bir yazıyı, maçı sindirince yine yazmak istiyorum.  Bu akşam için son sözüm şu;
Artık daha zorlu rakipler karşısında da, ofansif etkinliğimizi korumalıyız. İlerde tutamadığımız toplar sonunda kendi kalemizin önünde tehlike oluşturuyor. Atamadığımız goller, sonunda kalemizde gol oluyor.

Not: Değerli okuyucu lütfen yandaki anketi doldur. Blog yazarı okuyucuların maç ve oyuncular hakkındaki görüşlerini çok merak ediyor.

Aykut Kocaman: Temmuz-Aralık

26 Kasım, 2010

-Bir sezon anların toplamıdır. Posizyon, pozisyon. Pas, pas. Şut, şut. Depar, depar. Omuz, omuz. ......

Aykut Kocaman'ın ilk 5 ayına kısaca göz atalım hep beraber.
Önce Young Boys, Sonra Paok'a elendik.
Trabzonspor' a deplasmanda yenildik.
Kayserispor ve Gaziantep karşısında kötü oynadık ve yenildik.
Anakaraspor'a kupada ağır bir şekilde yenildik.
Bursaspor'la berabere kaldık.
Kendi sahamızda Galatasaray'la ve Beşiktaş'la berabere kaldık.
Diğer maçlarımızda göze hoş gelen bir futbol oynadık ve rahat kazandık.
13. hafta liderin 6 puan arkasındayız ve 4.'yüz.
Saha sonuçlarımızı  en hafif tabirle ''yeterince iyi değil'' şeklinde yorumlayabiliriz.
Ancak oynadığımız yaklaşık20 maçta sadece Young Boys, Gaziantep ve Kayseri maçlarında çok kötü bir futbol gördük.
Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon ve Paok karşısında bir kaç pozisyon daha dikkatli,daha şanslı daha iyi olsa idik, şu anda çok daha iyi bir bilanço ile karşılaşabilirdik.
Büyük bir takımsanız, ekibinizin tüm fertleri yüksek bir,profesyonel bilinçte olmalı. Çünkü kocaman bir sezon anların toplamıdır.
-Stoch kırmızı kart görmeseydi
-Dia o golü kaçırmasaydı
-Bilica en iyi maçlarından birini çıkarırken, kendisinden 30 santim kısa bir adama o kafayı vurdurtmasaydı
............
Yazar, anlatır, tartışır, konuşur dururuz.
Biz -milyonlarca taraftar- bunları yaparken , takım her pozisyonda, her anda en iyisini yapmak için çalışmalı. Bunun için kendini teknik ve mental olarak geliştirmeli.
Yazıya buradan devam etmeyi bırakıcam. Buradan devam etmeye ilk yarı sonunda değerlendirme yaparken devam edicem.
 Aldığımız bu sonuçları etki eden bazı faktörleri hatırlayalım.
Geçen sezonların en istikrarlı oyuncularından Lugano takıma geç katıldı.
Lugano'suz Bilica ağır sorumluluğu kaldıramadı ve futbol olarak en çok lazım olduğu dönemde geriye gitti.
Yobo,takıma transferin son günü katıldı.
Takım için kilit önem taşıyan santrofor transferi çok geç kaldı. (Sizce Niang ve Yobo sezon başında kadroda olsaydı bilanço ne kadar değişirdi?)
Özer Hurmacı sakatlandı.
Selçuk Şahin sakatlandı.
Guiza ameliyat oldu.
Emre Belzoğlu sezon başı kampında sakatlandı. Çok kritik bazı maçlarda sakatlanarak takımı maçın yarısında veya maçlarda yanlız bıraktı.
Cristian ve Santos 6 + stresi ile katkı veren oyuncular olmaktan çıktılar.
Ofansif anlamda çok önemli katkılar verebilen Dia sezon başı sakatladı ve Avrupa'daki maçlarda destek veremedi.
Aklima gelen bir kaç iyi şeyde eklemek isterim.
Aklıma gelen en güzel şey Gökay ve Okan.
Çok yüksek potansiyelleri ile gelecek ve cesaret veren Stoch ve Dia.
Mental ve teknik olarak muhteşem iki transfer Niang ve Yobo.
Kariyer zirvesi futbola ulaşan Emre Belzoğlu.
Yavaş ama sürekli gelişen Mehmet Topuz.
Cesur yürek Gökhan Gönül.
Hoca ile girdiği sürtüşmeyi, futbolunu geliştirmek için kullanan Alex. (Aykut Kocaman'ın Alex hakkındaki değerlendirmelerine katılıyorum. Fenerbahçe'de süperstar olmak için daha çok pozisyonda sorumluluk almalı.)
Ve muhteşem goller.
Sonuç; fırsat ve riskler, sevinç ve hüzünler, iyi ve kötüler yan yana. Takım an, an savaşmaz ise olumsuzlar artıcaktır.
Yıllarca an, an savaşmanın sembolü de Fenerbahçeli aslında.
Kimmi ?
Ömer Onan.

 
 
 

İzleyiciler