Niang etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Niang etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İbb maçından sonra

28 Kasım, 2010

Maçtan sonra yazılanlara çizilenlere baktım.  Tabiki Fenerbahçeliler daha güzel şeyler bekliyor takımından. Pek çok kişinin işaret ettiği farklı noktalar var takımı gelişimi ile ilgili.
Caner'in yeterli bir solbek olmayacağını düşünenler var.
Niang'ın erken çıkarılması gerektiğini düşünenler var.
Alex'in oyunda kalması gerektiğini düşünenler var.
Halis Özkahya'nın Alex'i oyundan atması gerektiğini düşünenler var. (Neil ve Elano çok daha sertlerini yaptığında meydan da değildilerdi. Ancak Neil ve Elano yaptığında ve kart görmediğinde bizimde canımız yanmıştı. Böyle bir müdahale kaptana yakışmadı bencede)
Gökhan Gönül'ün oyununu harika bulanlar var.
Gökhan Gönül'ün son haftalarda gördüğü gereksiz kartlara dikkat çekenler var. (Uğur Meleke)
Gökay ve Cristaian'ı maçın en önemli performasları olarak gören bir çok kişi var.
Mehmet Topuz'un istikrarına ve mücadelesine dikkat çekenler var.
Stoch'un istikrarsızlığına dikkat çekenler var.
Pek çoğuna katılıyorum aslında.
Ama Alex değişikliği bence, zamanında ve hatta biraz geç yapıldı. Alex oyundan çıktıktan sonra, oyunu dengelediğimiz, penaltı kazandığımız ve oyunu rakip alana yığdığımızı göz ardı etmemek lazım. 45 ve 68'inci dakikalar arasında ise oyunu tamamen kaybetmiştik. Bu hamle olmasaydı muhtemel bir Antep maçı yaşayabilirdik.
Cristian ve Gökay'ın yarattığı sertliğin maçın lehimize bitmesinde en önemli faktör olduğuna kesinlike katılıyorum. İkiside çok çok iyi oynadılar. Niang, Alex ve Stoch daha iyi performans sergileseydiler. Gökay ve Cristian'ın akşamki oyunları çok rahat bir galibiyet almamıza yeterdi.
Onarılıcak ve çalışacak daha çok şey var. Ama potansiyelli bir takımımız var. Her hafta üstüne koyarak ilerlemeleri, hepimizin temennisi.
Klasik son.
Bir sezon anların toplamıdır. Posizyon, pozisyon. Pas, pas. Şut, şut. Depar, depar. Omuz, omuz. ...... 

Not: Değerli okuyucu lütfen yandaki anketi doldur. Blog yazarı okuyucuların maç ve oyuncular hakkındaki görüşlerini çok merak ediyor.

İBB:0 FENERBAHÇE:1 Maç sonu yazısı -1

27 Kasım, 2010

Maçtan yaklaşık 11 saat önce ''Bu gün kazanacağız'' diye bir yazı yazdım. Belediye, Trabzonspor ile beraber ligdeki en formda takımlardan biri.  Böyle bir şey yazmak pek çok risk içeriyordu. Ama taraftarca bir inaçla yazdım. Ve kazandık. O kadar mutlu değilim.  Buca maçındaki coşkudan mutluluktan eser yok. Ben taraftarım. Takımıma karşı genellikle çok olumlu yaklaşırım. Çabucak umutlandırabilir, mutlu edebilir beni Fenerbahçe. Ama bu akşam çok zorlu bir maçı kazandığımız halde, o kadar mutlu değilim. Takımımızda oturması ve gelişmesi gereken çok şey var. Oyuncularımızın bazılarının maç performanslarını kestirmek mümkün değil. Ama burası Fenerbahçe. Bu takımda forma giymek böyle ucuz değil. Fenerbahçeli oyuncu sahada oldumu, o hafta ne vereceğini kestirebilmeliyiz. Bir alt limiti olmalı, o alt limit bir hayli yukarıda olmalı ve onu sahada olduğu sürece vermeli.
Alex.
Geçen hafta harikalar yaratan kaptanımız, biraz sertleşen bir  maçta yine oldukça etkisiz. Çok az topla buluşuyor ve çok durağan. Neyseki gol noktalarındaki tecrübesini ve gücünü bu gece bize gösterdi. Ancak orta saha ile forvet arasında, top almalı, mesafe kat etmeli ve etkili paslar dağıtmalı. Rakip yarı alanın orta ilerilerinde Niang'ı çok yalnız bıraktı.
Niang.
Maç boyu çok arzulu ama yeterince güçlü değildi. Daha da kötüsü güçsüzlüğü ve kötü oyunu moralini bozdu.  Niang'ın sahadaki mutsuzluğu ileriki maçlar için önemli bir risk. Bu günkü kötü performansı ile bile, takımın ofans alanında en çok sorumluluk alan oyuncusu.
Gökay.
Bu gece aldığımız 3 puanın 1'ini rahatlıkla Gökay'a yazarım. Maç boyu arı gibi çalıştı. Taktiksel görevini tam olark kavramış. Kapasitesini çok iyi biliyor. Oyunun her dakikasında istikrarlı bir katkı verdi.
Bu gece çok umut verdi.
Cristian.
Fenerbahçe taraftarına barışmak için elini uzattı. 3 puanın 1'ini de rahatlıkla ona veririm. Gökay ve Mehmet Topuz'la beraber, Fenerbahçe'yi geçen seneki sertliğine taşıdı. Goldeki katkısı çok yüksekti.
Maçla ilgili detaylı bir yazıyı, maçı sindirince yine yazmak istiyorum.  Bu akşam için son sözüm şu;
Artık daha zorlu rakipler karşısında da, ofansif etkinliğimizi korumalıyız. İlerde tutamadığımız toplar sonunda kendi kalemizin önünde tehlike oluşturuyor. Atamadığımız goller, sonunda kalemizde gol oluyor.

Not: Değerli okuyucu lütfen yandaki anketi doldur. Blog yazarı okuyucuların maç ve oyuncular hakkındaki görüşlerini çok merak ediyor.

Aykut Kocaman: Temmuz-Aralık

26 Kasım, 2010

-Bir sezon anların toplamıdır. Posizyon, pozisyon. Pas, pas. Şut, şut. Depar, depar. Omuz, omuz. ......

Aykut Kocaman'ın ilk 5 ayına kısaca göz atalım hep beraber.
Önce Young Boys, Sonra Paok'a elendik.
Trabzonspor' a deplasmanda yenildik.
Kayserispor ve Gaziantep karşısında kötü oynadık ve yenildik.
Anakaraspor'a kupada ağır bir şekilde yenildik.
Bursaspor'la berabere kaldık.
Kendi sahamızda Galatasaray'la ve Beşiktaş'la berabere kaldık.
Diğer maçlarımızda göze hoş gelen bir futbol oynadık ve rahat kazandık.
13. hafta liderin 6 puan arkasındayız ve 4.'yüz.
Saha sonuçlarımızı  en hafif tabirle ''yeterince iyi değil'' şeklinde yorumlayabiliriz.
Ancak oynadığımız yaklaşık20 maçta sadece Young Boys, Gaziantep ve Kayseri maçlarında çok kötü bir futbol gördük.
Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon ve Paok karşısında bir kaç pozisyon daha dikkatli,daha şanslı daha iyi olsa idik, şu anda çok daha iyi bir bilanço ile karşılaşabilirdik.
Büyük bir takımsanız, ekibinizin tüm fertleri yüksek bir,profesyonel bilinçte olmalı. Çünkü kocaman bir sezon anların toplamıdır.
-Stoch kırmızı kart görmeseydi
-Dia o golü kaçırmasaydı
-Bilica en iyi maçlarından birini çıkarırken, kendisinden 30 santim kısa bir adama o kafayı vurdurtmasaydı
............
Yazar, anlatır, tartışır, konuşur dururuz.
Biz -milyonlarca taraftar- bunları yaparken , takım her pozisyonda, her anda en iyisini yapmak için çalışmalı. Bunun için kendini teknik ve mental olarak geliştirmeli.
Yazıya buradan devam etmeyi bırakıcam. Buradan devam etmeye ilk yarı sonunda değerlendirme yaparken devam edicem.
 Aldığımız bu sonuçları etki eden bazı faktörleri hatırlayalım.
Geçen sezonların en istikrarlı oyuncularından Lugano takıma geç katıldı.
Lugano'suz Bilica ağır sorumluluğu kaldıramadı ve futbol olarak en çok lazım olduğu dönemde geriye gitti.
Yobo,takıma transferin son günü katıldı.
Takım için kilit önem taşıyan santrofor transferi çok geç kaldı. (Sizce Niang ve Yobo sezon başında kadroda olsaydı bilanço ne kadar değişirdi?)
Özer Hurmacı sakatlandı.
Selçuk Şahin sakatlandı.
Guiza ameliyat oldu.
Emre Belzoğlu sezon başı kampında sakatlandı. Çok kritik bazı maçlarda sakatlanarak takımı maçın yarısında veya maçlarda yanlız bıraktı.
Cristian ve Santos 6 + stresi ile katkı veren oyuncular olmaktan çıktılar.
Ofansif anlamda çok önemli katkılar verebilen Dia sezon başı sakatladı ve Avrupa'daki maçlarda destek veremedi.
Aklima gelen bir kaç iyi şeyde eklemek isterim.
Aklıma gelen en güzel şey Gökay ve Okan.
Çok yüksek potansiyelleri ile gelecek ve cesaret veren Stoch ve Dia.
Mental ve teknik olarak muhteşem iki transfer Niang ve Yobo.
Kariyer zirvesi futbola ulaşan Emre Belzoğlu.
Yavaş ama sürekli gelişen Mehmet Topuz.
Cesur yürek Gökhan Gönül.
Hoca ile girdiği sürtüşmeyi, futbolunu geliştirmek için kullanan Alex. (Aykut Kocaman'ın Alex hakkındaki değerlendirmelerine katılıyorum. Fenerbahçe'de süperstar olmak için daha çok pozisyonda sorumluluk almalı.)
Ve muhteşem goller.
Sonuç; fırsat ve riskler, sevinç ve hüzünler, iyi ve kötüler yan yana. Takım an, an savaşmaz ise olumsuzlar artıcaktır.
Yıllarca an, an savaşmanın sembolü de Fenerbahçeli aslında.
Kimmi ?
Ömer Onan.

3000. gol yakıştı

23 Kasım, 2010

Bu blogu pek okuyan yok. Okuyan az sayıda okurda, kaptanımızın bu sezon ki performansını çok eleştirdiğimi bilir. Ama eleştirdiğim kaptanımızın, klası, kariyeri yada Fenerbahçe'ye verdikleri değildir. Kaptanımızın performansıdır. Diğer yandan kaptanımızın son bir kaç maçta fiziksel olarak en iyi seviyesine ulaştığını göz ardı etmekte insafsızlık olur. Hatta son üç sezonda ki en iyi seviyesine ulaşmış bile olabilir. Bu azim ve irade kaptanımızın eşsiz kariyerinin en önemli harçı olmuştur zaten. Akşam harika goller attı. Orta alanda kendi standartlarının üstünde hareketli ve girişkendi. 90 dakikanın büyük bölümünde etkili ve akıcı oynayan takımına skor olarak katkı vermenin yanında, oyun olarak ta önemli destek verdi. Ama yinede artık, oyunumuzun ofansif liderinin Alex olmadığını göz ardı etmeden, geleceği planlamak lazım. Fenerbahçenin yeni en önemli aktörleri siz göre kim bilmiyorum. Ancak hem bu sezon için, hem gelecek sezonlar için takımı kurgularken kadroya ilk yazılıcak oyuncular Volkan, Gökhan ve Emre'dir. Volkan, Gökhan, Emre takıma liderlik etmek üzere mental olarak geliştirilmeli ve bu role hazırlanmalılar. Bunları tamamlayacak oyuncular ise, Niang, Stoch Ve Dia'dır. Dia ve Stoch hem sezonda, hem oyunda istikrarlarını geliştirmeli, top kayıplarını azaltmalı ve tempolarını yükseltmeliler. Buca karşısın da Stoch'un, Gökhan'ın ve oyuna girdikten sonra Dia'nın topla kat ettiği mesafeler, topu gol bölgesine taşımamızı çok kolaylaştırdı. Ve usta golcülerimiz gerekeni yaptı.
Çok kısaca maça değinmek gerkirse, Gökhan hızı, gücü ve temposu ile maçın adamı idi. Gökhan, Stoch, Gökay ve Cristian topu ön alana taşımada oyunun büyük bölümünde çok başarılı idiler. Niang iki harika asist, bir harika gol ile sakatlıktan muhteşem döndü.  Yobo oldukça iyi idi ama defansif olarak Emre ve Lugano'ya ihtiyacı var. Genellikle iyi olan takımda Bekir yine savruktu, Santos ise oyundan çok kopuktu. Ne yazık ki Fenerbahçe taraftarı Santos ve Cristian ile ilişkisini kesti. Oyuncular ne kadar suçlu ise, bu genç oyuncuların takımdan bu şekilde uzaklaşmasını seyreden teknik yönetim de o kadar sorumludur. Son bir kaç söz;
-Cristian moral olarak çok kırılgan, işler kötü giderken kopuyor, rekabetçi takımlarda kalıcı olamaz
-Akşam attığımız 5 golde birbirinden güzeldi ama en güzeli ilk goldü
-Gökay'ı sahada görmek harika, gelişimini sürdürmesi ve Fenerbahçe'deki önemli rollerden birini almasını tüm Fenerbahçe'liler istiyor.
-Niang harika bir oyuncu etrafındakileri de ihya ediyor kendiside atıyor. Kısa vadeli sonuç açısından son 5 yılın en önemli transferi.
-Stoch ve Dia yaşları ve potansiyelleri ile gelecek için heyecan veriyorlar.
-Mehmet çok istikrarlı ve tamamlayıcı olarak takımda çok önemli bir rolü var.
-Santos daha iyi bir ligde oynayabilicek piyasası olduğunu biliyor, Caner'i bekletmek genç ve iyi bir oyuncu adayını küstürmemize neden olabilir.
-Ne olursa olsun takımın Lugano ve Emre'nin yırtıcılığına ihtiyacı var. Yokluklarında Gökhan, Niang ve Volkan mücadele ediyorlar ama yeterli olmuyor.
-Fenerbahçe oyun olarak sahada başarısız olduğu dakikalarda, hem karekter olarak hem teknik olarak takımı ateşleyecek daha çok oyuncuya ihtiyacı var.
............
............
Belki boşlukları yorum olarak doldurmak isteyenler vardır. Belki yoktur.     :)

Oyunumuzun yeni liderleri

15 Kasım, 2010

Antep maçının hayal kırıklığı hala geçmedi. Yenilgi değil sadece bu hayal ve gönül kırıklığına sebeb olan. Tüm ikili mücadeleleri kaybeden güçsüz oyun. İki pas yapamayan beceriksiz oyun. Yokluklarında görev alan oyuncular da, zorlu maçlarda katkı vermiyor. Gaziantep ve Ankaragücü maçların da ofansif olarak,  Semih, Alex, Kazım ve Stoch'un performanslarına ihtiyacımız vardı. Bu maçları kaybettik. Young Boys ve Paok maçlarında da, Dia sakat, Niang henüz gelmemişti. Bu maçlarda da başarısız olduk. Herkes değişim yazıyor ve konuşuyor, ama biz hala kaptanlık bandını takmaya naz eden Semih'in ayağına bakıyoruz. Ve bu değerli oyuncumuz güç ve zorlu maçlarda yeterince güçlü ve başarılı olamıyor. Bu blogu okumayacağı kesin. Ben kendime yazıyorum. Ama kaptanlık bandını takmaktan sakınacağına idman yapıp güçlensin. Oynamamaktan şikayet ediceğine işini yapsın. Ankaragücü ve Gaziantep maçları ile şunu gördük ki, Niang, Dia ve Emre efektif oynamazlar ise Fenerbahçe başarılı olamıyor.Forvet oyuncularımızın düşük tempoları, savunma oyuncularımızı çok zor durumda bırakıyor. Alex, Kazım, Semih topu almak için yeterince boş alanlara hareket etmedikleri gibi, topu aldıklarında da ayaklarında tutamıyarak ve topu kaybettikleri zaman da rakiplerine baskı yapmayarak savunmamızı sayısal olarak yüksek adette rakip oyuncu ile başbaşa bırakıyorlar. Sonunda isyan eden Gökhan Gönül, İsyan eden Volkan Demirel.
Ne yazık ki, evet ne yazık ki, maç sonrası Volkan'ın yaptığı açıklamaların tamamına katılıyorum. Bazı oyuncular sahada sorumluluklarını yerine getiremiyorlar. Kendilerine verilen topu daha iyi kullanmalılar ve takımı ileriye yerleştirmeliler. Top rakipte iken daha güçlü baskı kurmalılar. İdmanlarda daha çok çalışmalı ve daha güçlü olmalılar. Bunları yapmayıp, oynamıyorum diye hocaya sitem ederek kurban rolü oynamamalılar.
Sonunda kendilerini Fenerbahçe'den çok daha küçük takımların yedek kulübesinde bulacaklar.

 
 
 

İzleyiciler